Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

Trump’ın Avrupa’yı küçümseyen yaklaşımı, Rusya tehdidi, Amerikan üsleri ve savunma sanayi. NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

Trump'ın Avrupa'yı küçümseyen yaklaşımı, Rusya tehdidi, Amerikan üsleri ve savunma

İtalya merkezli La Stampa gazetesinde, NATO’nun değişen güç dengesi ve ABD-Avrupa ilişkilerinin ittifakın geleceğine etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayımlandı.

Analizde, Donald Trump yönetimiyle birlikte ABD’nin NATO’ya ve Avrupa güvenliğine yaklaşımının köklü biçimde değiştiği, Avrupa’nın ise Washington’u memnun etmeye odaklanmak yerine Rusya kaynaklı güvenlik tehditlerine karşı kendi askeri ve siyasi kapasitesini güçlendirmesi gerektiği vurgulandı.

Analizde ayrıca; Avrupa’daki ABD askeri üslerinin Washington açısından stratejik önemini koruduğu, bu nedenle NATO içerisindeki güç dengesinin Avrupa lehine değiştiği ifade edilirken, Avrupa ülkelerinin ABD’den bağımsız hareket edebilecek askeri komuta yapıları ve güvenlik mekanizmalarına daha fazla yatırım yapmasının ittifakın geleceği açısından kritik önem taşıdığı belirtildi.

İşte La Stampa’da yayınlanan analiz:

18 Haziran’da gerçekleştirilen savunma bakanları zirvesi ile birlikte, NATO Liderler Zirvesi öncesinde geçen hafta NATO Genel Sekreteri’nin Washington’a yaptığı ziyaret, ittifakın önceliklerinin sorgulanmasına yol açtı.

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’de düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde oluşan tablo, NATO’nun artık 1949’da kuruluş amacını oluşturan Rusya kaynaklı askeri tehditle mücadeleden ziyade, üyelerinden biri olan Donald Trump’ı memnun etmeye odaklandığı izlenimini veriyor.

Ukrayna savaşının dördüncü yılına girilmiş ve Rusya Avrupa genelinde düzenli askeri provokasyonlarını sürdürürken, bu temel güvenlik meselesi, ABD’yi NATO içinde tutma çabasının gölgesinde ikincil plana itilmiş durumda.

Trump döneminde izlenen strateji

Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlamasıyla birlikte geçen yıl benimsenen yaklaşım, ABD’nin Ukrayna’nın, Avrupa’nın ve dolayısıyla NATO’nun savunmasına bağlı kalmasını sağlamaya yönelikti.

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

Yaklaşık 80 yıl boyunca Atlantik’in her iki yakasına da hizmet eden bir ittifakın, ABD Anayasası yürürlükte kaldığı takdirde 2029’un başında görevden ayrılacak tek bir Amerikan başkanının tercihleri nedeniyle kolayca gözden çıkarılmaması gerektiği düşünülüyordu.

Trump’ın selefi Joe Biden kadar güçlü bir Ukrayna desteği vermesi mümkün olmasa bile, en azından Ukrayna’ya doğrudan zarar vermemesi veya Rusya’nın çıkarlarına açık şekilde hizmet etmemesi sağlanmaya çalışıldı.

Aradan geçen yaklaşık bir buçuk yılın ardından bu stratejinin kayda değer tek başarısı, ABD’nin Ukrayna’ya doğrudan zarar vermemiş olması olarak görülüyor. Buna ek olarak Trump’ın Danimarka’dan Grönland’ı alma girişimi de, NATO’nun geri kalan üyelerinin güçlü ve birlik içindeki tepkisi sayesinde en azından şimdilik başarısız oldu.

Bunun dışında bilanço büyük ölçüde olumsuz. Washington, Rusya’ya birçok kez avantaj sağladı. Bunlar arasında, geçen yıl ağustos ayında Vladimir Putin’in 2007’den bu yana ilk kez ABD topraklarında düzenlenen bir zirveye davet edilmesi, Ukrayna’nın Rusya’ya toprak tavizi vermesi yönünde baskı kurulması ve İran savaşı sırasında Rus petrolüne yönelik yaptırımların gevşetilmesi yer alıyor.

Avrupa’daki Amerikan üslerinin stratejik değeri

Washington yönetimi şimdi de altı ay sürecek bir kuvvet değerlendirme süreci başlattığını açıkladı. Bu sürecin Avrupa’daki Amerikan askerî varlığında kısmi çekilmelerle sonuçlanması beklenirken, ABD yönetimi İran konusunda Washington’a destek vermeyen Avrupalı NATO müttefiklerini “sadakatsizlikle” suçladı.

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

İran konusunda yaşanan anlaşmazlığın dikkat çekici bir sonucu da oldu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İran savaşı sırasında Avrupa’daki Amerikan üslerinden havalanan ABD savaş uçaklarının sayısını kamuoyuna açıkladı. Rutte’ye göre savaş boyunca Avrupa’daki ABD üslerinden 4.000 ila 5.000 sorti gerçekleştirildi ve bunların yaklaşık 500’ü İtalya’daki üslerden kalktı.

Bu açıklama, başta İtalya Parlamentosu olmak üzere Avrupa genelinde önemli tartışmaları beraberinde getirdi. Pek çok çevre, bu uçuşlara izin verilmesinin Avrupa ülkelerini kamuoyunun büyük ölçüde karşı çıktığı bir savaşa fiilen taraf haline getirip getirmediğini sorgulamaya başladı.

Ancak bu hukuki ve siyasi tartışmanın ötesinde askeri açıdan ortaya çıkan gerçek oldukça net. ABD, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye’de bulunan 40’tan fazla askeri üs sayesinde son derece büyük bir stratejik avantaj elde ediyor.

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

Avrupa kıtası adeta ABD için devasa bir uçak gemisi filosu işlevi görüyor. Bu üsler sayesinde Washington, muharip birliklerini ve istihbarat sistemlerini potansiyel hedeflere kendi ana kıtasından çok daha yakın noktalarda konuşlandırabiliyor. Amerikalı siyasetçiler sıklıkla bu üslerin Avrupa’yı koruduğunu ileri sürse de, gerçekte bu üsler ABD’nin küresel güç projeksiyonunun temel dayanaklarından biri konumunda bulunuyor.

ABD ancak küresel güç olma hedefinden vazgeçmeye karar verdiği gün, Avrupa’daki bu üsleri ulusal çıkarları açısından gereksiz görmeye başlayacaktır.

NATO içindeki güç dengesi değişiyor

Bu tablo aynı zamanda NATO içindeki güç dengesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor. Trump yönetimi altında ABD artık Rusya’yı bir tehdit olarak değil, potansiyel bir büyük güç ortağı olarak görüyor. Bu nedenle Avrupa ülkeleri açısından ABD’nin NATO üyeliğinin sağladığı fayda ciddi ölçüde azalmış durumda.

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

Buna karşılık ABD açısından Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve Türkiye’deki 40’tan fazla askeri üssün değeri hâlâ son derece yüksek.

Geçmişte NATO içindeki Amerikan varlığının Avrupa için vazgeçilmez olduğu düşünülüyordu. ABD’nin olası bir askeri müdahale ihtimali, başta Rusya olmak üzere potansiyel rakipleri caydırıyor ve herhangi bir saldırının maliyetini kabul edilemez hale getiriyordu.

Ancak Trump, NATO Antlaşması’nın karşılıklı savunma yükümlülüğüne inanmadığını açık biçimde ortaya koydu. Dolayısıyla farklı bir yaklaşım benimseyen yeni bir Amerikan başkanı göreve gelene kadar bu caydırıcılık büyük ölçüde ortadan kalkmış bulunuyor.

Avrupalı NATO üyelerinin 2029 sonrasında göreve gelecek yeni bir Amerikan başkanıyla Washington’ın yaklaşımının değişmesini umut etmeleri anlaşılabilir bir durumdur. Askeri ve siyasi kurumların yeniden yapılandırılması uzun yıllar gerektirdiğinden, mevcut yapıları korumaya çalışmak rasyonel bir tercih olarak değerlendirilebilir.

Avrupa’nın elindeki kozlar

Ancak bu süreçte Avrupalı NATO üyelerinin sahip oldukları pazarlık gücünün de farkına varmaları gerekiyor. Trump’ın söylemlerinin aksine, bugün ABD’nin NATO’ya olan ihtiyacı, Avrupa’nın ABD’ye duyduğu ihtiyaçtan daha fazla olabilir.

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

Bu nedenle Trump’ı memnun etmeye yönelik yaklaşımın artık sona ermesi gerektiği savunuluyor. Trump veya yönetimi Avrupa’yı hedef aldığında buna güçlü şekilde karşılık verilmesi gerekiyor. Nitekim Giorgia Meloni, geçen hafta Fransa’daki G7 Zirvesi sırasında Trump’ın “Meloni benden selfie için yalvardı” iddiasına sert tepki göstererek bunun bir örneğini sergiledi.

Avrupalı liderler, Trump’a ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’e Avrupa’daki Amerikan askeri üslerinin bir hak değil, Washington’a tanınmış bir ayrıcalık olduğunu hatırlatmalıdır.

Rusya tehdidine yeniden odaklanmak

Bununla birlikte ABD’ye karşı daha sert bir tutum benimsemekten daha önemli olan husus, NATO’nun temel görevinden uzaklaşmamasıdır. İttifakın asli misyonu, Rusya’nın Avrupa’yı istikrarsızlaştırmasını önlemek ve Avrupa güvenliğini korumaktır.

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

Bu görevin nasıl yerine getirileceğine ilişkin tartışmalar ise giderek NATO’dan Avrupa Birliği platformlarına ve Birleşik Krallık’ın da dahil olduğu daha esnek güvenlik yapılarına kaymaya başladı. Bundan sonraki süreçte bu yeni mekanizmalara daha fazla öncelik verilmesi gerekiyor.

Özellikle kriz anlarında ABD’nin müdahalesine açık olmayacak güvenilir bir askeri komuta yapısının oluşturulması büyük önem taşıyor. Aslında böyle bir yapı halihazırda mevcut. 2014 yılında kurulan Joint Expeditionary Force bugün dört İskandinav ülkesi, üç Baltık devleti, Hollanda ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere toplam on ülkeden oluşuyor ve karargâhı Birleşik Krallık’ta bulunuyor.

Sonuç

7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi açısından en olumlu senaryo, Trump’ın şikâyetlerinin göz ardı edilmesi veya bunlara güçlü şekilde karşılık verilmesi olacaktır.

La Stampa: NATO Zirvesi Avrupa-Trump hesaplaşmasına mı dönüşecek?

Bunun yanında Rusya ile yaşanabilecek olası krizlere hazırlık amacıyla daha fazla ülkenin Joint Expeditionary Force’e katılması, bu yapının daha fazla finansmanla desteklenmesi ve askeri açıdan daha inandırıcı hale getirilmesi gerektiği savunuluyor.

Sonuç olarak NATO’nun varlık nedeni Rusya’dan kaynaklanan tehditleri caydırmak, gerektiğinde bunlara direnmek ve karşı koymaktır. İttifak ancak bu görevi yerine getirebilecek kapasiteyle donatıldığı takdirde uzun vadede korunmaya ve genişlemeye değer bir güvenlik örgütü olmayı sürdürebilecektir.