Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

İzmit Körfezi neden birdenbire kahverengiye büründü ve bu gizemli görüntünün arkasında ne var?

İzmit Körfezi’nin Tütünçiftlik sahili kesiminde denizin renginin aniden kahverengiye dönmesi

İzmit Körfezi’nin Tütünçiftlik sahili kesiminde denizin renginin aniden kahverengiye dönmesi bölge sakinlerinde büyük şaşkınlık yarattı. Peki, kıyı şeridini kaplayan bu renk değişiminin asıl sebebi ne ve müsilaj tehlikesi yeniden mi kapıda? İşte uzmanların korkulacak bir durum olup olmadığına dair yaptığı çok kritik açıklamalar…

Marmara Denizi’nin doğu ucunda yer alan İzmit Körfezi’nde, özellikle Körfez ilçesindeki Tütünçiftlik sahili kesiminde deniz suyunun rengi kahverengiye döndü. Bu dikkat çekici renk değişimi, kıyı şeridine yakın noktalarda ve sahilde kaderine terk edilmiş, yan yatmış gemilerin bulunduğu bölgede yoğun şekilde gözlemlendi. Sahilde yürüyüş yapan vatandaşların dikkatini çeken bu değişim, çevre kirliliği endişelerini de beraberinde getirdi.

Korkutan Görüntünün Arkasındaki Bilimsel Gerçek

Vatandaşlar arasında tedirginliğe yol açan bu doğa olayıyla ilgili beklenen açıklama bilim dünyasından geldi. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, yaşanan bu durumun her yıl benzer dönemlerde tekrarlanan bir süreç olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Ergül, durumun endişe verici olmadığını vurgulayarak, “İzmit Körfezi için yeni ya da şaşırılacak bir olay değil.” dedi. Konuyla ilgili detayları paylaşan Ergül, “Her yıl aşağı yukarı bu dönemlerde görülüyor. Başta evsel atıklardaki azotlu ve fosforlu bileşikleri besin kaynağı olarak kullanan prorocentrum micans gibi mikroskobik (Dinoflagellat, Fitoplankton) canlıların, mevsimsel hava sıcaklığı ve akıntıların yavaşlamasıyla birlikte hızla çoğalmasından kaynaklanan bölge için alışılmış bir doğa olayı.” ifadelerini kullandı.

Müsilaj Tehlikesi Yeniden mi Başlıyor?

Yaşanan bu aşırı alg çoğalmasının deniz ekosistemindeki diğer etkilerine değinen Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, akıllara gelen müsilaj sorusuna da açıklık getirdi. Bu tür organizmaların deniz salyası olarak da bilinen yapıyı tetikleyebileceğini belirten Ergül, “Bu organizmalar müsilaj oluşumuna da katkı sağlayabiliyor ancak şu an görülen durum panik oluşturacak seviyede değil” diye konuştu.

Korkulacak Bir Durum Yok Ancak Kalıcı Çözüm Şart

Müsilajı oluşturan mikroorganizmaların aslında ortamdan hiçbir zaman tamamen kaybolmadığını, sadece uygun şartlar oluştuğunda sayıca artarak görünür hale geldiğini ifade eden Ergül, altyapı ve çevre yönetimi konularına dikkat çekti.

Prof. Dr. Ergül, bölgedeki nüfus yoğunluğuna ve kalıcı çözüm yollarına işaret ederek açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Yerel yönetimlerimiz gayret gösteriyor, arıtma tesislerini çalıştırılıyor fakat bölgedeki yoğun nüfus ve artan göç dalgası altyapı sınırlarını zorluyor. Mevcut durum için, korkulacak veya panik yapılacak bir hal yok. Bu türün doğrudan insana, denize bir zararı bulunmuyor, salgıladığı bilinen bir zehirli madde ya da toksin yok. Havaların ve deniz suyu sıcaklıklarının biraz daha ısınmasıyla birlikte kendi kendilerine çökerek gözden kaybolacaklar. Asıl çözüm, bu döngüyü tetikleyen evsel atık yükünü kaynağında azaltmaktan ve bölgemizdeki demografik yoğunlaşmayı ülke genelinde planlayarak engellemekten geçiyor.”