Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

ABD merkezli önemli yayın organlarından Foreign Policy’de, ABD’nin İran’a karşı

ABD merkezli önemli yayın organlarından Foreign Policy’de, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü askeri saldırılardan çıkarılan derslerin Çin ile olası bir Tayvan çatışmasına uygulanıp uygulanamayacağına dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.

Analizde, İran savaşında özellikle İran’ın düşük hassasiyetli füze envanterine karşı elde edilen sonuçların, gelişmiş hipersonik sistemlere, elektronik harp kapasitesine ve müşterek harekât yeteneklerine sahip Çin’e karşı geçerli olmayacağına dikkat çekilirken, ABD’nin sahadaki stratejik eksikliğinin de ABD için büyük bir faciaya neden olabileceği tespiti yapıldı.

Analizde ayrıca; İran savaşının ABD füze savunma mimarisinin en kritik zafiyetlerinden birinin radar ve sensör altyapısı olduğunu ortaya çıkardığı belirtilerek, Çin’in olası bir çatışmada öncelikle bu altyapıyı hedef alabilecek kapasiteye sahip olduğu ve bunun savaşın seyrini kökten değiştirebileceği değerlendirmesinde bulunuldu.

İşte Foreign Policy’de yayınlanan analiz:

Amerika Birleşik Devletleri’nin İran ile yürüttüğü savaşta elde ettiği bazı taktik başarılar olsa da, dünyanın diğer bölgelerindeki füze ve insansız sistem tehditlerine yönelik değerlendirmelerin yeniden yapılmasına yol açtı.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

Bu başarılar Çin başta olmak üzere ABD’nin diğer rakiplerine önemli mesajlar verdi ve Pekin yönetimi, Tayvan’a yönelik olası bir harekâtta uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetlerine güvenerek ABD kuvvetlerini etkisiz hale getirmeyi planlıyor olabilir.

İran ile Çin arasındaki askeri kapasite farkları da dikkate alındığında ABD, çok daha büyük bir stratejik yıpranmayla karşı karşıya kalabilir.

İran’ın sınırlı füze tehdidi

İran’ın gerçekleştirdiği saldırılar bölgedeki yaklaşık 20 Amerikan askeri tesisinde hasara yol açmış olsa da, operasyonel açıdan ciddi bir sonuç üretememiştir. Bunun temel nedeni İran balistik füzelerinin yüksek yıkıcılığa sahip olmasına rağmen yeterli hassasiyet seviyesine ulaşamamasıdır.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

İran füzeleri yakıt depoları, depolama tesisleri veya geniş altyapı unsurları gibi büyük hedefleri vurabilmiş, ancak belirli uçakları, uçak sığınaklarını veya kritik askeri unsurları sistematik biçimde hedef alamamıştır. Ayrıca başarılı füze savunma faaliyetleri de İran saldırılarının etkisini önemli ölçüde azaltmıştır.

Bu nedenle İran’ın füze gücü savaş öncesinde tahmin edilenden çok daha düşük bir operasyonel etki yaratmıştır.

Tahran’ın maliyet yükleme stratejisi

İranlı karar alıcılar bu sınırlılıkların farkında olduklarından dolayı ABD kuvvetlerini doğrudan askeri olarak yenmek yerine “maliyet yükleme” stratejisini benimsemişlerdir.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

Bu yaklaşımın amacı, Amerikan öncülüğündeki askeri operasyonların ekonomik ve siyasi maliyetlerini yükselterek Washington’un savaşı sürdürme iradesini aşındırmaktır.

Bu kapsamda İran; ABD üslerindeki yaşam alanlarına İHA saldırıları düzenlemiş, İsrail’de kritik hedefleri vurmuş ve ABD ve müttefiklerinin önleme füzesi stoklarını tüketmeye çalışmıştır.

Ancak düşük füze hassasiyeti, etkili hava savunma sistemleri, kritik unsurların yer değiştirmesi ve çeşitli tesadüfi faktörler nedeniyle İran’ın bu stratejisi de beklenen sonucu üretememiştir. Amerikan tarafında doğrulanan can kaybı yalnızca 13 personel seviyesinde kalmıştır.

Radar savaşının ortaya çıkardığı kritik ders

İran’ın en dikkat çekici başarısı ise füze saldırılarında değil, radar sistemlerine karşı yürüttüğü operasyonlarda ortaya çıkmıştır.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

İran, düşük maliyetli kamikaze İHA’ları daha güçlü füze saldırılarıyla birleştirerek Ürdün, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde konuşlu gelişmiş AN/TPY-2 ve AN/FPS-132 radar sistemlerine zarar vermeyi başarmıştır.

Eğer İran tüm radar ağını tamamen etkisiz hale getirebilseydi, ABD ve müttefikleri yaklaşan füze saldırılarını güvenilir şekilde tespit etme ve takip etme kabiliyetlerini kaybedeceklerdi.

Bunun sonucu olarak önleme sistemlerinin ne zaman ateşlenmesi gerektiği dahi belirlenemeyecekti.

Bu durum, modern füze savunmasının en kritik unsurunun önleme füzeleri değil, onları yönlendiren sensör ve radar altyapısı olduğunu göstermiştir.

Çin’in çok daha gelişmiş savaş konsepti

İşte İran ile Çin arasındaki en büyük fark bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Çin, Tayvan senaryosunda maliyet yüklemeyi değil, doğrudan askeri zafer elde etmeyi hedeflemektedir. Pekin’in amacı ABD ve müttefik kuvvetlerini bölgeden uzaklaştırmak ve Tayvan üzerinde fiili kontrol sağlamaktır.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

Bu doğrultuda Çin, 1990’lardan itibaren hava ve uzay kuvvetlerini Tayvan’ın işgaline yönelik ortak harekât konsepti etrafında yeniden yapılandırmıştır.

Bugün Çin; çok sayıda balistik füze, büyük ve küçük insansız hava araçları, gelişmiş elektronik harp sistemleri, uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetleri ile dünyanın en kapsamlı bölgesel taarruz mimarilerinden birine sahiptir.

Özellikle DF-17, DF-27 ve YJ-17 hipersonik süzülüş araçları ile YJ-19 hipersonik seyir füzeleri Çin’in en gelişmiş sistemleri arasında yer almaktadır. Bu platformlar yüksek hızları, manevra kabiliyetleri ve düşük irtifa uçuş profilleri sayesinde mevcut hava ve füze savunma sistemleri için son derece zor hedefler oluşturmaktadır.

Çin’in öncelikli hedefi: Füze savunmasını kör etmek

Çin askeri doktrininde bu sistemlerin temel görevlerinden biri savaşın ilk aşamalarında müttefik hava ve füze savunma ağlarını devre dışı bırakmaktır.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

Sıkça alıntılanan bir Çinli askeri yorumcunun ifadesiyle:

“Bir savaşçı ne kadar güçlü olursa olsun, gözleri oyulmuşsa nasıl savaşabilir?”

Bu anlayış doğrultusunda Pekin’in öncelikli hedefi önleme füzelerini tüketmek değil, radarları, sensörleri ve komuta-kontrol altyapısını yok etmek olacaktır.

İran’ın sınırlı teknolojik kapasitesine rağmen birkaç ucuz İHA ile gelişmiş radar sistemlerine zarar verebildiği düşünüldüğünde, çok daha gelişmiş sensör, elektronik harp ve hassas vuruş kabiliyetlerine sahip Çin’in bunu çok daha geniş ölçekte gerçekleştirebileceği değerlendirilmektedir.

Böyle bir durumda önleme füzesi stokları veya önleme oranları hakkındaki tartışmalar büyük ölçüde anlamını yitirecektir. Çünkü tehditlerin tespit edilemediği bir ortamda savunma sistemlerinin ne zaman ateşleneceğini belirlemek mümkün olmayacaktır.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

Ortadoğu’daki operasyonel ortam ile Doğu Asya arasındaki fark yalnızca füze teknolojileriyle sınırlı değildir.

Ortadoğu’da ABD kuvvetleri esas olarak İran’ın füze ve İHA kapasitesiyle mücadele etmektedir. Buna karşın Tayvan çevresinde yaşanacak bir savaşta ABD; Çin savaş uçakları, bombardıman uçakları, helikopterler, yüzey savaş gemileri, uçak gemileri, denizaltılar gibi çok katmanlı ve eş zamanlı tehditlerle karşı karşıya kalacaktır.

Hava savunma ağlarının zayıflatılması halinde Çin’in hava ve deniz kuvvetleri kara hedeflerine karşı çok daha etkili operasyonlar gerçekleştirebilecektir.

Tarihten gelen uyarı

Tarih, farklı savaşlardan çıkarılan yanlış derslerin ağır sonuçlar doğurduğu örneklerle doludur.

Bunlardan biri, Alman Mareşali Gerd von Rundstedt’in Normandiya çıkarması öncesindeki savunma planlamasıdır. Rundstedt, Sovyetlere karşı elde ettiği deneyimlerden hareketle zırhlı birliklerinin büyük bölümünü yedekte tutmayı tercih etmişti.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

Buna karşı çıkan Mareşal Erwin Rommel ise Müttefik taktik hava gücünün bu birliklerin cepheye ulaşmasını engelleyeceğini savunuyordu.

Sonuçta Rommel haklı çıktı. Müttefik hava üstünlüğü nedeniyle birçok Alman zırhlı birliği cepheye ulaşamadan etkisiz hale getirildi.

Sonuç

İran savaşı ABD’nin füze savunma sistemlerinin belirli koşullar altında etkili olabileceğini göstermiştir. Ancak bu sonuçların Çin’e karşı olası bir savaşın göstergesi olarak kabul edilmesi ciddi bir hata olabilir.

Foreign Policy: İran Savaşı, “ABD-Çin çatışması” için hangi dersleri verdi?

Çin’in sahip olduğu teknoloji seviyesi, hassas vuruş kabiliyetleri, elektronik harp kapasitesi ve müşterek harekât anlayışı İran’ın çok ötesindedir. Bu nedenle Ortadoğu’dan çıkarılan derslerin Doğu Asya’ya doğrudan aktarılması yanıltıcı sonuçlar doğurabilir.

Asıl çıkarılması gereken ders, önleme oranlarından ziyade radar ve sensör altyapısının ne kadar kırılgan olduğudur. ABD’nin Çin’e karşı olası bir çatışmada başarılı olabilmesi için radar savunması başta olmak üzere ortaya çıkan zafiyetleri dikkatle incelemesi ve en kötü senaryolara göre hazırlık yapması gerekmektedir.

Diğer yandan aşırı özgüven de, Washington açısından savaş alanındaki en büyük stratejik risklerden biri olmaya devam etmektedir.