Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Geopolitical Futures: ABD için İran Savaşı’ndan olası çıkış senaryoları ne?

Hava gücüne dayalı stratejinin sınırları, zaman faktörü, Çin ve iç dengeler. ABD için İran Savaşı’ndan olası çıkış senaryoları ne?

Hava gücüne dayalı stratejinin sınırları, zaman faktörü, Çin ve iç

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Geopolitical Futures’da, ABD–İsrail ile İran arasındaki savaşın seyri, Çin’in olası diplomatik rolü ve küresel enerji dengeleri bağlamında krizin nasıl bir stratejik pazarlık alanına dönüştüğüne dair bir analiz yayınlandı.

İran’ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışı ve Rusya ile kurduğu askeri iş birliğinin savaşın merkezinde yer aldığına dikkat çekilen analizde, ABD’nin hava gücüyle hızlı sonuç alma varsayımının başarısız olması sonrası müzakere seçeneğinin öne çıkmasına değinildi.

Analizde ayrıca Çin’in hem ekonomik bağımlılıkları hem de bölgesel enerji güvenliği nedeniyle süreçte potansiyel arabulucu olarak öne çıkabileceği, buna karşın olası bir anlaşmanın maliyetinin Washington açısından kritik bir tartışma alanı oluşturduğuna dair değerlendirmelere yer verildi.

İşte Geopolitical Futures’da yayınlanan analiz:

ABD–İsrail ile İran arasında tırmanan savaşın büyük ölçüde öngörülebilir olduğu değerlendiriliyordu. Ancak geride kalan 2 ayın ardından durumun hiç de bu şekilde olmadığı görüldü.

Geopolitical Futures: ABD için İran Savaşı'ndan olası çıkış senaryoları ne?

Washington, İran’ın nükleer bir güç haline gelmesini stratejik bir tehdit olarak görürken; İsrail hem aynı nükleer kapasite riskini hem de İran’ın Lübnan’daki Hizbullah gibi İsrail karşıtı yapıları desteklemesini temel güvenlik sorunu olarak kabul ediyor.

ABD açısından Hizbullah faktörü ikincil kalırken, nükleer program doğrudan varoluşsal bir tehdit olarak tanımlanıyor.

Yaklaşık bir yıl önce ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırısı programı tamamen ortadan kaldırmasa da ciddi biçimde zayıflatmıştı. Ancak müzakerelerde İran’ın nükleer faaliyetleri tamamen durdurma talebini reddetmesi, çatışmayı 28 Şubat itibarıyla sıcak savaşı yeniden başlattı.

Karar mekanizması ve Trump faktörü

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’a yönelik saldırıya ikna ettiği ve İran içinde rejim karşıtı ayaklanma olacağı yönünde istihbarat sunduğu iddiaları hala tartışmalı bulunuyor.

Geopolitical Futures: ABD için İran Savaşı'ndan olası çıkış senaryoları ne?

Ancak bu değerlendirmeye göre üç temel neden bu tezleri zayıflatıyor.

Birincisi, ABD’nin İran’ın nükleer kapasitesine karşı duyduğu tehdit algısı 11 Eylül süreci ve İran’ın bölgesel aktörlere sağladığı destek nedeniyle zaten güçlüydü. İkincisi, Trump’ın dış politika kararlarında kolay yönlendirilen bir lider profili sergilemediği düşünülüyor. Üçüncüsü ise İran’daki büyük protestoların varlığına rağmen, Devrim Muhafızları’nın sert müdahalesiyle bu hareketlerin bastırılmış olmasıdır.

Hava gücüne dayalı stratejinin sınırları

Trump yönetiminin, sınırlı Amerikan kaybıyla hava gücü üzerinden İran’ı geri adım attırabileceğini varsaydığı ancak bu hesaplamanın hatalı olduğu değerlendiriliyor. Bu yanlış varsayım, mevcut krizin temel kırılma noktası olarak öne çıkıyor.

Geopolitical Futures: ABD için İran Savaşı'ndan olası çıkış senaryoları ne?

Ayrıca bazı üst düzey ABD askeri komutanlarının bu stratejinin başarısız olacağı yönünde uyarılar yaptığı, ancak bu süreçte bazı askeri isimlerin görevden alınmasının bu gerilimi yansıttığı ifade ediliyor.

Yoğun hava saldırılarının İran nükleer programını yok edememesi ve rejim değişikliğini sağlayamaması, buna ek olarak İran’ın Hürmüz Boğazı’nda yarattığı baskı ve bölgedeki petrol altyapılarına yönelik saldırılar, küresel petrol fiyatlarını yukarı çekmiş durumda.

Bu gelişme ABD içinde ekonomik baskıyı artırırken, Vietnam, Irak ve Afganistan savaşlarına benzer bir stratejik yorgunluk algısını da yeniden gündeme taşıyor.

Zira; bu savaşların hiçbiri net bir Amerikan zaferiyle sonuçlanmamış ve başkanlık yönetimlerinin siyasi meşruiyetini zayıflatmıştı. Trump’ın ise bu tür savaşlardan kaçınma vaadiyle iktidara geldiği hatırlatılıyor.

Olası çıkış senaryoları

Savaşın geleceğine ilişkin üç temel senaryo öne çıkıyor.

Geopolitical Futures: ABD için İran Savaşı'ndan olası çıkış senaryoları ne?

Bunlar; yalnızca hava gücüyle zafer, kara kuvvetleriyle rejim ve askeri yapıların tasfiyesi veya müzakere yoluyla çözüm.

İlk senaryo düşük olasılıklı görülüyor. İkinci seçenek ise İran’ın büyüklüğü, Devrim Muhafızları’nın kapasitesi ve muhtemel Amerikan kayıpları nedeniyle siyasi olarak sürdürülemez kabul ediliyor. Bu nedenle geriye en gerçekçi seçenek olarak müzakere kalıyor.

Mevcut tabloda ABD’nin müzakere gücünün zayıf olduğu değerlendiriliyor ve İran açısından savaşın sonucu rejim ve ideolojik yapının geleceğini belirlerken, ABD’nin benzer bir varoluşsal risk taşımadığı ifade ediliyor.

Bu nedenle Tahran’ın geri adım atma motivasyonu çok düşük.

Geopolitical Futures: ABD için İran Savaşı'ndan olası çıkış senaryoları ne?

Ayrıca İran’ın petrol fiyatlarını yükselterek küresel ekonomiyi baskı altına alma stratejisinin, ABD’nin İran karşıtı geniş bir uluslararası koalisyon kurmasını zorlaştırdığı belirtiliyor.

Zaman faktörü, Çin ve iç dengeler

İran’ın ABD iç siyasetindeki savaş karşıtı eğilimi yakından takip ettiği ve zamanın kendi lehine işlediğini düşündüğü değerlendiriliyor.

Vietnam, Irak ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi uzun süren savaşların ABD içinde siyasi maliyet yarattığı ve bu durumun İran’ın müzakere gücünü artırdığı ifade ediliyor.

Geopolitical Futures: ABD için İran Savaşı'ndan olası çıkış senaryoları ne?

Krizin çözümünde en dikkat çekici başlıklardan biri Çin’in olası rolü olarak öne çıkıyor. Çin’in hem Hürmüz Boğazı üzerinden enerji bağımlılığı hem de ABD ile ekonomik karşılıklı bağımlılığı, Pekin’i potansiyel arabulucu konumuna yaklaştırıyor.

ABD–Çin zirvesi sürecinde Çin’in İran üzerinde baskı kurması, nükleer programın sınırlandırılması karşılığında ekonomik tavizler alınması ihtimali tartışılıyor. Ancak bu denklemin maliyetinin ABD açısından ne olacağı belirsizliğini koruyor.

Genel tablo, savaşın yalnızca askeri değil aynı zamanda enerji, ekonomi ve küresel diplomasi ekseninde çok katmanlı bir pazarlık alanına dönüştüğünü gösteriyor ve bu durum giderek çıkmaza giren büyük bir küresel düğüme evriliyor.