ABD merkezli yayın organlarından Newsweek’te, Körfez bölgesinde ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki stratejik ayrışmayı derinleştirdiği ve bu durumun Körfez İşbirliği Konseyi’ne etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayımlandı.
BAE’nin İsrail ile geliştirdiği güvenlik ve diplomatik temasların savaş süreciyle birlikte daha görünür hale geldiği, buna karşın Suudi Arabistan’ın daha temkinli ve dengeleyici bir yaklaşım izlediği tespiti yapılan analizde, iki ülke arasındaki stratejik uyumsuzluğun özellikle İsrail faktörü üzerinden belirginleştiği ifade edildi.
Analizde ayrıca, ortaya çıkan İsrail-BAE yakınlaşmasının, Körfez İşbirliği Konseyi’nden OPEC’e kadar çok sayıda noktada yeni gerçeklikler ortaya çıkarabileceği tespiti yapıldı.
İşte Newsweek’de yayınlanan analiz:
Riyad ve Abu Dabi uzun süredir stratejik ortaklıklarını sürdürmeye çalışıyor. Ancak BAE’nin İsrail ile ilişkileri, giderek artan bir gerilim kaynağı haline geldi.

Diğer yandan ise; İsrail’in Başbakan Binyamin Netanyahu’nun BAE’ye giderek Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed ile görüştüğüne dair iddiayı doğrulaması, BAE’nin ise bunu reddetmesi, 2020 Abraham Anlaşmaları ile resmileşen ilişkilerin mahiyetine dair soru işaretlerini artırdı.
BAE son dönemde ayrıca Libya, Sudan ve Yemen gibi bölgelerde devlet dışı aktörleri desteklediğine dair iddialarla da gündeme geldi.
Suudi Arabistan’ın bu yılın başlarında Güney Yemen’de Abu Dabi ile bağlantılı güçlü bir ayrılıkçı hareketi dağıtmayı hedefleyen bir operasyona destek vermesi, iki ülke arasındaki ayrışmanın en görünür örneklerinden biri oldu.
Bölgesel genişleme
Ancak bu gelişmelerin etkileri, yalnızca Suudi Arabistan, BAE ve İsrail ile sınırlı kalmadı.

Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye gibi aktörleri de kapsayan daha geniş bir jeopolitik alana yayıldı.
1932’de Suudi Arabistan Krallığı’nın kurulmasından bu yana Riyad, Arap ve İslam dünyasında özel bir konuma sahip oldu. Mekke ve Medine’nin koruyuculuğu, petrol rezervleri ve ABD ile stratejik ortaklık bu konumu daha da güçlendirdi.
BAE ise 1971’de İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. Daha küçük bir nüfus ve yüzölçümüne sahip olmasına rağmen, Al Nahyan hanedanlığı altında hızlı modernleşme süreci BAE’ye bölgesel ölçekte önemli bir etki alanı sağladı.
İşte bu iki ülke arasındaki rekabet giderek arttı ve bir üstünlük mücadelesine dönüştü.
Diğer yandan; BAE’nin İsrail ile ortaklığı savaş öncesine dayanırken, 40 günlük savaş sırasında da BAE, İran tarafından en çok hedef alınan ülkelerden biri oldu.

İran, savaşın başladığı Şubat ayından bu yana İsrail ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerine binlerce füze ve İHA saldırısı gerçekleştirdi. 7 Nisan’da Trump tarafından açıklanan ateşkes büyük çaplı saldırıları geçici olarak durdursa da sınırlı saldırılar devam ediyor.
Son olarak BAE’nin Barakah nükleer santraline isabet eden ve sahiplenilmeyen bir İHA saldırısı da bunlar arasında yer aldı.
Körfez sarsılıyor
Hürmüz Boğazı’ndaki enerji altyapısına verilen zarar ve deniz ticaretindeki kesintiler, hem Körfez ekonomilerini sarstı hem de küresel enerji piyasalarını etkiledi.

Bu gelişmelerin ardından BAE, OPEC+’tan çekildiğini açıkladı ve krize yeni bir boyut kazandırdı. Zira OPEC+, dünya petrol piyasasında üretim kotalarıyla belirleyici bir role sahipti ve Suudi Arabistan da bu grupta fiili lider konumundaydı.
Dubai Kamu Politikaları Araştırma Merkezi Direktörü Mohammed Baharoon bu kararı kısa vadeli kriz tepkisi değil, uzun vadeli stratejik planlama olarak tanımladı ve;
“OPEC’ten çıkış statüko karşıtlığı değil. Hürmüz Boğazı’nın kapanması enerji güvenliğini artırdı. Artık fiyat değil arz dinamikleri belirleyici olacak. Bu yüzden BAE’nin kararı aslında geleceğe yönelik.”
değerlendirmesinde bulundu.
Sıfır toplamlı oyun
İsrail, BAE ile ilişkileri stratejik açıdan son derece önemli görmeye devam ediyor.

ABD Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden Yoel Guzansky, BAE’nin İsrail’in Arap dünyasındaki en yakın ortağı olduğu tespitinde bulundu ve ;
“Gizli ve açık ilişkileri ayırmak gerekir. BAE istisnadır ve savaş boyunca ilişkiler daha da derinleşmiştir.”
değerlendirmesinde bulundu.
Savaş sürecinde İsrail güvenlik kurumlarının üst düzey isimlerinin BAE’yi ziyaret ettiği, savunma iş birliğinin arttığı ve Iron Dome sistemlerinin BAE’ye konuşlandırıldığı ise taraflarac inkar edilmiyor.
Sonuç olarak; BAE ile İsrail arasındaki ilişki, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki ilişkilerin daha da gerilmesine neden olacak bir rekabet ortamı yaratmaya devam edecek gibi görünüyor.

