Türkiye’de milyonlarca insanın doğduğu şehirden ayrılıp başka kentlere göç etmesi, ülkenin demografik yapısını tamamen değiştirdi. Peki, Türkiye’de herkes kendi memleketinde yaşasaydı illerin nüfus dağılımı nasıl olurdu? İşte büyükşehirleri boşaltacak, Anadolu’yu ise adeta yeniden canlandıracak o çarpıcı senaryonun tüm detayları.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verileri, Türkiye’deki iç göçün boyutlarını çok net bir şekilde ortaya koyuyor. İş imkanları, eğitim, sağlık ve daha iyi yaşam standartları arayışıyla özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelen nüfus, memleketlerine geri dönseydi ülke haritası tamamen yeniden şekillenecekti.
İstanbul Mega Kent Unvanını Kaybedecekti
Bugün yaklaşık 16 milyon insanın sıkışıp kaldığı mega kent İstanbul, bu senaryoda en büyük kaybı yaşayan şehir olacaktı. İstanbul’da yaşayanların çok büyük bir kısmının nüfus kütüğü başka illere kayıtlı olduğu için, herkes kendi memleketine döndüğünde şehrin nüfusu yaklaşık 2,5 milyon seviyesine kadar gerileyecekti. Bu durum, İstanbul’un üzerindeki devasa altyapı, trafik ve konut baskısının tamamen ortadan kalkması anlamına gelecekti.
Zirvenin Yeni Sahibi Şanlıurfa Olacaktı
Herkesin kendi memleketinde, yani nüfusa kayıtlı olduğu ilde yaşaması durumunda Türkiye’nin en kalabalık şehri unvanı el değiştirecekti. Yeni senaryoda Türkiye’nin en kalabalık ili Şanlıurfa olacaktı. Şanlıurfa’yı, yüksek nüfus kütüğü oranıyla Konya takip edecek ve bu iki şehir Türkiye’nin yeni dev merkezleri haline gelecekti. İstanbul ise bu sıralamada oldukça gerilere düşerek zirvedeki yerini kaybedecekti.
Anadolu Şehirlerinde Nüfus Patlaması Yaşanacaktı
Özellikle metropollerde yoğun bir nüfusa sahip olan Sivas, Kastamonu, Ordu, Giresun ve Erzurum gibi iller, gurbetteki vatandaşlarının memleketlerine dönmesiyle adeta nüfus patlaması yaşayacaktı. Örneğin, İstanbul’da en fazla nüfusa sahip olan Sivaslıların tamamı memleketine döndüğünde, Sivas’ın nüfusu bugünkü mevcut nüfusunun katbekat üzerine çıkacaktı. Benzer şekilde Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerindeki pek çok kentin nüfusu ikiye, hatta üçe katlanacaktı.
Bu çarpıcı veriler, Türkiye’deki bölgesel gelişmişlik farklarının ve göçün şehirler üzerindeki etkisinin en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Sosyal medyada da sık sık tartışılan bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: “Türkiye’de herkes kendi memleketinde yaşasaydı illerin nüfus dağılımı nasıl olurdu? İşte detaylar” sorusunun yanıtı, ülkenin sosyo-ekonomik dengelerinin nasıl tek bir noktada toplandığını bir kez daha kanıtlıyor.

