Kanada merkezli küresel yayın organlarından Asia Times’da, ABD-İran arasında imzalanan ilk aşama mutabakat çerçevesine ilişkin olarak Hürmüz Boğazı merkezli küresel enerji güvenliği ve Çin’in artan jeoekonomik pozisyonuna dair kapsamlı bir analiz yayınlandı.
Analizde, ABD-İran anlaşmasının yalnızca bölgesel bir gerilimi düşürme girişimi olmadığı, aynı zamanda küresel enerji akışlarının yeniden güvence altına alınması ve özellikle Asya’nın enerji arz güvenliğinin korunması açısından kritik bir dönüm noktası olduğu ifade edildi.
ABD’nin uzun süredir Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimlerin küresel enflasyon, enerji fiyatları ve ekonomik büyüme üzerinde oluşturduğu baskıyı azaltmayı hedeflediği belirtilen analizde, anlaşmanın İran’ın petrol ihracatına yönelik kısmi rahatlamalar içermesinin piyasalarda hızlı bir fiyat dengelenmesi yarattığına dikkat çekildi.
Analizde ayrıca Çin’in son on yılda Körfez bölgesinde geliştirdiği enerji diplomasisi, altyapı yatırımları ve Belt and Road Initiative kapsamındaki ekonomik varlığının, bu yeni süreçte Pekin’e önemli yapısal avantajlar sağladığı vurgulandı.
İşte Asia Times’da yayınlanan analiz:
ABD ve İran arasında düzenlenen anlaşmanın ardından, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian’ın, ABD-İran arasında imzalanan ilk aşama mutabakat muhtırası hakkında yaptığı “bölgedeki barış ve istikrar eğilimine uyulmalı” açıklaması, yüzeyde diplomatik bir iyimserlik gibi görünse de aslında daha derin bir stratejik gerçekliğe işaret ediyor.

Bu anlaşma yalnızca bölgesel silahlı çatışmaları azaltma girişimi değil, aynı zamanda küresel enerji akışlarının yeniden düzenlenmesi anlamına geliyor.
Tartışmalar çoğunlukla yaptırımların kaldırılması, İran’ın nükleer yükümlülükleri ve ABD’nin ne kadar taviz verdiği üzerine yoğunlaşsa da asıl kritik eksen enerji jeopolitiği.
Hürmüz boğazı ve küresel enerji akışı
Küresel ekonominin en kritik enerji koridoru olan Hürmüz Boğazı, bu anlaşmanın merkezinde yer alıyor.
International Energy Agency verilerine göre 2025 yılında günlük yaklaşık 15 milyon varil ham petrol bu boğazdan taşındı; bu rakam, küresel deniz yoluyla petrol ticaretinin yaklaşık %34’üne karşılık geliyor.

Ayrıca Katar kaynaklı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte biri de yine bu hat üzerinden geçiyor ve bunun %83’ü Asya pazarlarına ulaşıyor. Bu durum, Hürmüz’ü yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte vazgeçilmez bir enerji arteri haline getiriyor.
Çatışmalar döneminde bu hattın ne kadar kırılgan olduğu da net biçimde görüldü, tanker trafiği yavaşladı, sigorta maliyetleri yükseldi ve navlun fiyatları arttı.
Bu gelişmeler petrol piyasalarında oynaklığı artırırken küresel enflasyon üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturdu.
Asya’nın enerji bağımlılığı
Hiçbir bölge Hürmüz Boğazı’ndaki istikrara Asya kadar bağımlı değil. China, India, Japan ve South Korea gibi büyük ekonomiler, enerji ihtiyaçlarının önemli bölümünü Körfez petrolü ve Katar LNG’si üzerinden karşılıyor.

2025 itibarıyla Çin’in petrol ithalatının yaklaşık %50’si Hürmüz Boğazı üzerinden geçiyor. Bu tablo, Pekin’in bu dar su yolundaki her türlü kesintiye ne kadar açık olduğunu gösteriyor.
Her ne kadar Çin Rusya ve Orta Asya üzerinden çeşitlendirme yapsa ve stratejik petrol rezervlerini genişletse de, Hürmüz’den geçen hacmin yerini alabilecek bir kara boru hattı altyapısı bulunmuyor. Bu nedenle deniz güvenliği Asya’nın enerji güvenliğinin temelini oluşturmaya devam ediyor.
Çin’in enerji güvenliği stratejisi
Bu kırılganlık, China’nın anlaşmaya verdiği temkinli ama olumlu tepkiyi açıklıyor.
Çin, Orta Doğu’yu askeri rekabetten ziyade enerji güvenliği ve ticaret perspektifinden değerlendiriyor.

Son on yılda Çin; stratejik petrol rezervlerini büyüttü, Körfez ülkeleriyle uzun vadeli enerji ortaklıklarını güçlendirdi ve Belt and Road Initiative kapsamında limanlar, lojistik koridorlar ve sanayi bölgelerine yatırım yaptı.
İran ile 25 yıllık kapsamlı iş birliği anlaşması, Saudi Arabia ve United Arab Emirates ile enerji ve yatırım ilişkilerinin derinleşmesi ve 2023’te Suudi-İran yakınlaşmasında oynadığı rol, Çin’in askeri güç projeksiyonu yerine ekonomik nüfuz merkezli bir strateji izlediğini ortaya koyuyor.
Anlaşmanın ekonomik mimarisi
ABD-İran mutabakatı, İran petrol ihracatına yönelik yaptırım muafiyetleri sayesinde küresel arzı artırarak piyasa oynaklığını azaltmayı hedefliyor. Daha önemlisi, yaklaşık 300 milyar dolarlık özel bir yeniden inşa ve kalkınma fonu öngörülüyor.

Bu fon, devlet destekli bir programdan ziyade özel sermaye odaklı bir yatırım aracı olarak tasarlanmış durumda. Enerji, lojistik, üretim ve ulaştırma sektörlerine yönlendirilmesi planlanan bu yapı, anlaşma süreci boyunca istikrarı korumaya yönelik ekonomik bir teşvik mekanizması oluşturuyor.
Washington açısından da ekonomik gerekçeler belirleyici oldu. Hürmüz’de uzun süreli bir aksama, küresel enflasyonu yeniden tetikleyebilir, faiz indirimlerini geciktirebilir ve büyümeyi zayıflatabilirdi.
Küresel kazananlar
Anlaşmanın etkileri yalnızca taraflarla sınırlı değil. India için ithalat maliyetlerinin düşmesi ve enflasyon baskısının hafiflemesi öngörülüyor. Japan ve South Korea daha güvenilir LNG tedariki elde ediyor.

Avrupa sanayisi enerji maliyetlerinde düşüşten faydalanırken, Körfez ihracatçıları yeniden küresel pazarlara daha istikrarlı erişim kazanıyor. Deniz taşımacılığı şirketleri ise daha güvenli bir Hürmüz hattından avantaj sağlıyor.
Jeopolitik sonuçlar
Mutabakat bir nihai barış anlaşması değil, geçici bir siyasi çerçeve. Nükleer müzakerelerin başarısız olması, yaptırımların geri dönmesi ve bölgesel rekabetin devam etmesi hâlâ mümkün.

Ancak daha geniş resimde mesele yalnızca askeri güç dengesi değil, küresel ekonominin can damarı olan enerji koridorunun korunmasıydı. Bu açıdan bakıldığında anlaşma, ekonomik rasyonalitenin jeopolitik gerilimlerin önüne geçtiği bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Sonuç olarak, en büyük uzun vadeli kazanımın Asya’ya, özellikle de China’ya akması muhtemel görünüyor. Pekin’in Körfez’deki enerji diplomasisi ve altyapı yatırımları, savaşmadan ve müzakere masasında doğrudan yer almadan jeopolitik getiri sağlayan bir stratejiye dönüşüyor.
