ABD’nin önde gelen yayın organlarından Bloomberg’de, ABD ile İran arasında süren ateşkes süreci, Hürmüz Boğazı üzerinden yürüyen enerji ve güvenlik rekabeti ile taraflar arasındaki müzakerelerin seyrine ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
Savaşın küresel enerji piyasalarında yarattığı sarsıntıya ve Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine dikkat çekilen analizde; İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü bir kaldıraç unsuru olarak kullanmaya devam ettiği, ABD’nin ise deniz ablukası ve ekonomik baskı araçlarıyla Tahran’ı kapsamlı bir anlaşmaya zorlamayı hedeflediği vurgulandı.
Analizde ayrıca; ateşkesin kalıcılığı, İran’ın nükleer programının geleceği ve bölgesel aktörlerin sürece yaklaşımı gibi başlıklarda ortaya çıkan belirsizliklere ve taraflar arasındaki müzakere dinamiklerine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
İşte Bloomberg’de yayınlanan analiz:
ABD ile İran arasında varılan iki haftalık ateşkesin süresi dolarken, temel soru tarafların binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve küresel enerji krizini tetikleyen savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varıp varamayacağıdır.

İran’ın, İsrail ile Lübnan arasında sağlanan 10 günlük ateşkes süresince Hürmüz Boğazı’nı ticari gemilere açacağını açıklamasının ardından bu ihtimalin güçlendiği görülmüştür.
Küresel petrol ve doğal gaz arzındaki aksaklıklar göz önüne alındığında, boğazdaki trafiğin kısıtlanması ABD ile İran arasındaki en acil çözülmesi gereken mesele olarak öne çıkmaktadır.
ABD Başkanı Donald Trump, tarafların çatışmaları sona erdirecek bir anlaşmaya yaklaştığı yönünde iyimser açıklamalarda bulunmuştur. Ancak Avrupa ve Körfez Arap ülkelerindeki bazı liderler, İran’ın nükleer programının geleceği gibi başlıkların çözümünün aylar sürebileceğini değerlendirerek kapsamlı bir barış anlaşmasının kısa sürede sağlanabileceğine şüpheyle yaklaşmaktadır.

Hürmüz boğazı ve enerji güvenliği
Savaşın başlamasının ardından İran, normal şartlarda dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yoluna erişimi ciddi şekilde kısıtlamıştır.

Bu durum enerji fiyatlarında sert artışlara yol açmıştır. İran, kendi ham petrol ihracatını sürdürürken diğer gemilerin geçişine ise çoğu zaman güvenli geçiş müzakereleri sonrasında ve bazı durumlarda 2 milyon dolara varan ödemeler talep ederek izin vermiştir.
Günlük gemi trafiğinin ciddi biçimde sınırlı kalması ve Pakistan’daki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD, İran limanlarına uğramış ya da bu limanlara yönelen gemilere yönelik bir abluka uygulamaya koymuştur.
Bu adım, İran’ın petrol ihracatını kısıtlamayı ve Tahran yönetimini boğazı tüm gemiler için ücretsiz geçiş bölgesi haline getirmeye zorlamayı amaçlamaktadır.
Geçiş rejimi ve kontrol mücadelesi
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi 17 Nisan’da Hürmüz Boğazı’nın “tamamen açık” olduğunu ifade etse de, geçiş şartlarının hâlen İran tarafından belirlendiği görülmektedir.

Mevcut durumda geçişin, İsrail-Lübnan ateşkesinin devamına bağlı olduğu ve yalnızca İran ordusuyla koordine edilen rotayı kullanan ticari gemilere izin verildiği anlaşılmaktadır.
İran, uzun vadede boğaz üzerindeki kontrolünü sürdürmek istediğini defalarca dile getirmiş ve geçiş ücretleri alınmasına yönelik yasal düzenlemeler üzerinde çalıştığını belirtmiştir.
Bu bağlamda, küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkisi olan bu stratejik kaldıraçtan kolaylıkla vazgeçmesi beklenmemektedir. İran’ın geçmişte, özellikle Trump’ın ilk dönemindeki “maksimum baskı” yaptırımları sırasında da uzun süre düşük petrol ihracatıyla yaşamaya adapte olduğu bilinmektedir.
Müzakere dinamikleri ve belirsizlikler
ABD Başkanı Trump, daha geniş kapsamlı bir anlaşma “%100 tamamlanana kadar” deniz ablukasının devam edeceğini açıklamıştır.

Bu durum, taraflar arasındaki müzakerelerin yalnızca ateşkesin ötesine geçerek enerji güvenliği, deniz ticareti rejimi ve İran’ın stratejik kapasitesini kapsayan çok katmanlı bir pazarlık sürecine dönüştüğünü göstermektedir.
