Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Modern Diplomacy: 3. Dünya savaşı artık kaçınılmaz mı?

Tarihsel örnekler ışığında, günümüzde yaşanan çatışmalar bize hangi mesajları veriyor? 3. Dünya savaşı artık kaçınılmaz mı?

Tarihsel örnekler ışığında, günümüzde yaşanan çatışmalar bize hangi mesajları veriyor?

Brüksel merkezli düşünce kuruluşlarından Modern Diplomacy’de, İkinci Dünya Savaşı’nın günümüz jeopolitiğine etkilerinin ele alındığı bir analiz yayınlandı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkarılan en yaygın dersin “yatıştırma politikası” olduğu ancak asıl kritik çıkarımın bölgesel savaşların küresel çatışmalara dönüşebilme riski olduğuna dikkat çekilen analizde, bu çerçevede günümüzde Ukrayna ve Orta Doğu’daki krizlerin benzer bir tırmanma potansiyeli taşıdığı belirtildi.

Analizde ayrıca büyük güçlerin doğrudan ve dolaylı müdahalelerinin çatışmaları genişletebileceği ve nükleer silahlara sahip aktörlerin dahil olacağı olası bir küresel savaşın çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesine yer verildi.

İşte Modern Diplomacy’de yayınlanan analiz:

İkinci Dünya Savaşı, insanlık tarihinin en yıkıcı çatışmasıydı.

Modern Diplomacy: 3. Dünya savaşı artık kaçınılmaz mı?

Savaş sona erdiğinde yaklaşık altmış milyon insan hayatını kaybetmişti. Bu süreç; şehirlerin ve sivillerin kitlesel bombardımanı, savaş esirlerinin işkence ve infazı, açlık, soykırım ve nükleer silahların kullanımı gibi insanlık tarihinin en karanlık uygulamalarına sahne oldu.

Savaşı bitiren barış ise kusurluydu. Avrupa’daki savaşın başlamasında rol oynayan Stalin liderliğindeki Sovyetler Birliği galipler arasında yer aldı ve totaliter etki alanını genişletti. Çin’de iç savaş devam etti ve Mao Zedong’un komünist zaferiyle sonuçlandı.

İkinci Dünya Savaşı aynı zamanda nükleer çağın ve Soğuk Savaş’ın başlangıcını oluşturdu. Winston Churchill, savaşı kazanan liderlerden biri olarak, bu çatışmayı “gereksiz savaş” olarak nitelendirdi ve aslında önlenebilir olduğunu vurguladı.

Tarihsel dersler ve benzerlikler

Tarihçiler ve yorumcular yaklaşık seksen yıldır savaşın derslerini tartışmaktadır. Churchill, The Gathering Storm adlı eserinde Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin hatalarını sert biçimde eleştirdi.

Modern Diplomacy: 3. Dünya savaşı artık kaçınılmaz mı?

Ona göre, hem Avrupa’da hem Asya’da galip devletlerin barış adına oluşturduğu koşullar yeni bir savaşın zeminini hazırladı. Churchill, kötü niyetli aktörlerin cesaretinin, erdemli aktörlerin zayıflığıyla birleştiğini; ihtiyat ve itidal politikalarının bazen ölümcül riskler doğurabileceğini ifade etti.

Bu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkarılan en yaygın derslerden birini oluşturdu: yatıştırma politikası daha büyük saldırganlığa ve nihayetinde savaşa yol açar.

Bu ders, Kore’den Vietnam’a, Irak’tan günümüzde Ukrayna ve İran’a kadar birçok farklı bağlamda kullanılmış ve zaman zaman yanlış yorumlanmıştır.

Küresel savaşa giden süreç

Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın daha kritik bir dersi, Victor Davis Hanson’un The Second World Wars adlı eserinde ortaya koyduğu analizde yer almaktadır. Hanson’a göre savaş başlangıçta küresel bir çatışma değildi.

Modern Diplomacy: 3. Dünya savaşı artık kaçınılmaz mı?

Aksine, 1937’de Japonya’nın Çin’i işgaliyle Asya’da ve 1939’da Almanya ile Sovyetler Birliği’nin Polonya’yı işgaliyle Avrupa’da başlayan bölgesel savaşların giderek genişlemesiyle küresel bir nitelik kazandı. 1940 sonuna kadar Avrupa’daki çatışmalar klasik güç mücadeleleri çerçevesinde ilerlerken, 1941 sonuna gelindiğinde bu çatışmalar beklenmedik şekilde birleşerek topyekûn bir dünya savaşına dönüştü.

Mihver güçleri kısa sürede maddi ve stratejik açıdan dezavantajlı duruma düştü ve yıkıcı bir yenilgiyle karşı karşıya kaldı.

Günümüz riskleri ve bölgesel savaşlar

Uzmanlara göre bölgesel savaşları küresel bir çatışmaya dönüştüren kritik gelişmeler 1941 yılında yaşandı. Almanya’nın Sovyetler Birliği’ni işgali, Japonya’nın ABD ve Britanya’nın Pasifik’teki varlıklarına saldırması ve Almanya ile İtalya’nın ABD’ye savaş ilan etmesi bu dönüşümün temel unsurlarıydı.

Modern Diplomacy: 3. Dünya savaşı artık kaçınılmaz mı?

Bu beklenmedik gelişmeler, Avrupa ve Asya’daki ayrı çatışmaları birbirine bağlayarak Japonya, Sovyetler Birliği ve ABD’yi iki büyük ittifak içinde karşı karşıya getirdi ve savaşı gerçek anlamda küreselleştirdi.

Günümüzde Ukrayna ve Orta Doğu’da devam eden iki bölgesel savaş ile Batı Pasifik’te artan gerilimler, benzer bir genişleme riskini barındırmaktadır. Ukrayna’daki savaş dört yıldır sürmekte ve çözüm ufukta görünmemektedir. NATO’nun Ukrayna’ya verdiği destek ile Çin ve Kuzey Kore’nin Rusya’ya sağladığı yardım, çatışmanın uzaması halinde daha geniş bir savaşa dönüşme ihtimalini artırmaktadır.

ABD-İsrail ekseninde İran’a karşı yürütülen çatışma ise Lübnan’a, Körfez ülkelerine ve özellikle dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’na yayılmış durumdadır.

Modern Diplomacy: 3. Dünya savaşı artık kaçınılmaz mı?

ABD’nin bu boğaz üzerindeki kontrol çabaları, Çin ile deniz kuvvetleri arasında bir çatışma ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu durum Batı Pasifik’teki gerilimleri daha da tırmandırabilir. Tayvan merkezli olası bir çatışma ise Japonya, Filipinler ve Rusya’yı da içine çekebilir.

Küresel çatışma ihtimali

Gelinen noktada; bölgesel savaşlardan doğan öngörülemeyen gelişmeler büyük ölçekli küresel çatışmalara dönüşebilir. Ukrayna ve Orta Doğu’da diplomatik çözümler üretilememesi halinde benzer bir senaryo tekrar edebilir.

Modern Diplomacy: 3. Dünya savaşı artık kaçınılmaz mı?

ABD, Çin, Rusya, İsrail ve Kuzey Kore’nin nükleer silahlara sahip olduğu düşünüldüğünde, bu güçlerin dahil olacağı bir küresel savaş, İkinci Dünya Savaşı’ndan bile daha yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle uluslararası sistemin en kritik ihtiyacı, bölgesel krizlerin kontrol altına alınması ve zincirleme bir tırmanmanın önlenmesidir.