Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

The Washington Post: NATO ve Türkiye’nin yükselen stratejik konumu

ABD ve Avrupa’nın Türkiye politikasındaki değişim yeni bir gerçeklik oluşturuyor. NATO Zirvesi, Türkiye’nin yükselen stratejik konumunu tescilliyor!

ABD ve Avrupa'nın Türkiye politikasındaki değişim yeni bir gerçeklik oluşturuyor.

ABD’nin önde gelen yayın organlarından The Washington Post’ta, Ankara’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi hakkında, Türkiye’nin NATO içerisindeki yükselen stratejik konumu, ABD ve Avrupa ile değişen ilişkileri ile savunma sanayiinin Batı açısından artan öneminin değerlendirildiği kapsamlı bir analiz yayınlandı.

Analizde, geçmişte S-400 hava savunma sistemi, Suriye politikası ve İsveç’in NATO üyeliği nedeniyle Batılı müttefiklerin eleştirilerine maruz kalan Türkiye’nin, değişen uluslararası güvenlik ortamı ve Avrupa’nın yeniden silahlanma süreciyle birlikte vazgeçilmez bir stratejik ortak haline geldiğine dikkat çekildi.

Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik olumlu açıklamaları ile Avrupa’nın Ankara’ya yönelik yaklaşımındaki değişimin, Türkiye’nin NATO içerisindeki ağırlığını artırdığı vurgulandı.

Analizde ayrıca; Türkiye’nin gelişen savunma sanayii kapasitesi, F-35 süreci, ABD ile savunma ilişkilerinde yaşanabilecek yeni gelişmeler ile Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik değişen tutumuna ilişkin değerlendirmelere ve uzman görüşlerine yer verildi.

İşte The Washington Post’da yayınlanan analiz:

Yıllar boyunca birçok NATO müttefiki, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini satın alması, Suriye’de Batı destekli Kürt güçlerine yönelik askeri operasyonları ve İsveç’in NATO üyeliğini uzun süre geciktirmesi nedeniyle Türkiye’ye şüpheyle yaklaştı.

The Washington Post: NATO ve Türkiye'nin yükselen stratejik konumu

Ancak bugün tablo önemli ölçüde değişmiş durumda. Gelecek hafta Ankara’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde uluslararası konjonktür, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın lehine şekilleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Türk mevkidaşıyla olan dostluğunu vurgulayarak bu yılki NATO Zirvesi’ne yalnızca Erdoğan için katıldığını ifade etti. Bu açıklama, Trump ile Avrupalı müttefikleri arasındaki sorunlu ilişkilerin son göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Diğer taraftan Avrupa ülkeleri, ortak bir duruş sergileme çabası kapsamında Türkiye’deki demokratik gerilemeye ilişkin eleştirilerini büyük ölçüde geri plana itti. Bunun yerine, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma sürecinde Türkiye’nin güçlü savunma sanayii kapasitesi Avrupa’nın yeniden silahlanma planları açısından öne çıkarılmaya başlandı.

Ankara’da NATO’nun 32 üyesinin liderlerini bir araya getirecek zirve, Batı’nın Türkiye’ye yönelik bu yeni yaklaşımının en somut göstergelerinden biri olacak.

The Washington Post: NATO ve Türkiye'nin yükselen stratejik konumu

Cumhurbaşkanı Erdoğan da AK Parti toplantısında yaptığı konuşmada, “Ankara’nın uluslararası görünürlüğü her zamankinden daha fazla artacak ve başkentimiz küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline gelecek.” ifadelerini kullandı.

Trump’ın zirveye katılması tek başına bile Ankara’nın NATO içerisindeki ayrışmaları giderebilecek önemli bir aktör olduğu mesajını güçlendiriyor. NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan ve İstanbul ile Çanakkale Boğazları üzerinde stratejik kontrol sağlayan Türkiye, silah üretiminin ön plana çıkacağı zirvede askeri kapasitesini de öne çıkarma fırsatı bulacak.

Zirve ve diplomasi

Türkiye, Ankara’nın havaalanlarını ve ulaşım altyapısını genişletti. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Trump’ı ikna etmek amacıyla Washington’a giderek temaslarda bulundu. Diplomatlar ise milyarlarca dolarlık yeni savunma alımları ve artan askeri harcamalar üzerinden Trump’ın desteğini sağlamaya çalışıyor.

The Washington Post: NATO ve Türkiye'nin yükselen stratejik konumu

Washington ile Tahran arasında varılan anlaşma, İran konusunda ABD ile Avrupa arasında yaşanan görüş ayrılıklarını geçici olarak yumuşattı. Ancak İran anlaşmasının kırılgan yapısı devam ediyor. Aynı zamanda Trump yönetimi Avrupa’nın savunmaya yeterince kaynak ayırmadığını savunmayı sürdürüyor ve ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma planlarına ilişkin belirsizlikler de devam ediyor.

Trump, NATO yetkililerini zor durumda bırakabilecek kamuoyu önündeki tartışmalardan kaçınmıyor. Son olarak Fransa’daki G7 Zirvesi sırasında birlikte fotoğraf çektirme tartışması nedeniyle İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile kamuoyu önünde polemik yaşadı.

Diplomatlar haftalar boyunca Trump’ın NATO Zirvesi’ne katılıp katılmayacağını tartışırken Türk yetkililer Erdoğan’ın Trump’ı ikna edebileceğine güven duyuyordu. İran’a komşu olan ve savaş karşıtı tutum sergileyen Türkiye, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştu.

Trump-Erdoğan ilişkisi ve savunma iş birliği

Güçlü liderlerle çalışmayı tercih eden Trump, son haftalarda Erdoğan’a yönelik dikkat çekici övgülerde bulundu. Erdoğan’ı “benim dostum” ve “müthiş bir lider” olarak tanımlayan Trump, geçen hafta Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, “Zirve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde Türkiye’de yapılmasaydı büyük ihtimalle katılmazdım.” ifadelerini kullandı.

The Washington Post: NATO ve Türkiye'nin yükselen stratejik konumu

Rutte ise Trump’ın kendisi için de geleceğini söyleyerek espri yaptı. Trump bunu kabul etmekle birlikte, son iki ayda çeşitli ülkelerle yaşanan sorunlar olmasaydı zirveye katılmayacağını da sözlerine ekledi.

Trump’a yönelik övgüleriyle dikkat çeken Rutte, Oval Ofis’te “Trump Trilyonu” başlıklı bir grafik sunarak Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırmasında Trump’ın etkisini vurguladı.

Trump dönemine alışan Avrupalı liderler ise bu zirvede daha önce uyguladıkları yöntemi izlemeyi planlıyor. Zirvenin resmi oturumları bir günden kısa sürecek, protokol ön plana çıkarılacak ve görüş ayrılıklarını ortaya çıkarabilecek uzun ortak bildirilerden kaçınılacak.

Alman Marshall Fonu Türkiye Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı’ya göre Trump’ın Erdoğan’a yönelik bu açıklamaları “zaten başlı başına büyük bir diplomatik başarı” niteliği taşıyor. Ünlühisarcıklı, Erdoğan’ın zirve sırasında bu diplomatik kazanımı iç politikada da değerlendirmek isteyeceğini belirtiyor.

The Washington Post: NATO ve Türkiye'nin yükselen stratejik konumu

Bununla birlikte İran savaşı Ankara’da ABD’nin öngörülemezliği ve İsrail’in bölgesel etkinliğinin artması konusunda kaygıları artırırken Türkiye yeni savunma ortaklıkları arayışını da hızlandırıyor. Buna rağmen Türk yetkililer Washington’u hâlâ vazgeçilmez bir müttefik olarak tanımlıyor.

Trump ayrıca uzun süredir devam eden F-35 krizinde de olumlu mesajlar verdi. ABD, ilk Trump döneminde Türkiye’nin S-400 satın almasının ardından Ankara’nın F-35 programındaki ortaklığını sonlandırmıştı.

Geçen hafta F-35 süreci ve Türkiye’nin geliştirdiği savaş uçaklarında kullanılacak Amerikan motorlarının satışına ilişkin soruları yanıtlayan Trump, Erdoğan’ı “çok mutlu edecek” gelişmeler yaşanabileceğini söyledi.

Türkiye ise bir yandan Moskova ile dengeli ilişkilerini sürdürürken diğer yandan Ukrayna’ya Bayraktar insansız hava araçları tedarik etmeye devam ediyor.

Avrupa’nın Türkiye politikasındaki değişim

Türkiye’nin yerli savunma sanayiindeki ilerlemesi, ABD’nin Avrupa’daki askeri yükünü azaltmaya başlaması ve Avrupa’nın henüz bu boşluğu doldurabilecek kapasiteye ulaşamaması nedeniyle Ankara’nın NATO içerisindeki pazarlık gücünü önemli ölçüde artırdı.

The Washington Post: NATO ve Türkiye'nin yükselen stratejik konumu

Bu yeni stratejik tablo, Avrupa’nın geçmişte sıkça dile getirdiği hukuk devleti ve demokrasi eleştirilerinin de geri plana itilmesine neden oldu.

Son aylarda Erdoğan’ın en güçlü siyasi rakiplerine yönelik tartışmalara ilişkin sonradan geri alınan karar uluslararası endişeleri artırmasına rağmen Avrupa başkentlerinden önceki yıllara kıyasla daha sınırlı tepki geldi.

Avrupa Birliği ile ilişkilerde yeni gerçeklik

Türkiye’nin NATO içerisindeki askeri ağırlığı artarken Avrupa Birliği ile ilişkileri daha karmaşık bir görünüm kazanıyor.

Almanya ve Belçika gibi ülkelerle ilişkiler gelişme gösterse de Türkiye’nin AB üyelik süreci fiilen donmuş durumda. Ayrıca Yunanistan ile deniz yetki alanları konusunda yaşanan anlaşmazlıklar da sürüyor.

The Washington Post: NATO ve Türkiye'nin yükselen stratejik konumu

Bu nedenle Ankara, Avrupa ülkeleriyle AB çatısı yerine ikili savunma anlaşmalarına yönelmiş durumda. Özellikle İtalya ve İspanya ile savunma sanayii alanındaki iş birlikleri ön plana çıkıyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in kısa süre önce Türkiye’yi Rusya ve Çin ile birlikte “karşı koyulması gereken rakipler” arasında göstermesi Ankara’da tepki çekti. Bunun ardından AB yetkilileri açıklamalarını yumuşatarak Türkiye’nin “önemli bir ortak” olduğunu vurguladı.

Bu tartışma, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilişkilerini günümüz jeopolitik gerçeklerine uygun şekilde henüz yeniden tanımlayamadığını ve üye ülkeler arasında da bu konuda ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu ortaya koyuyor.

Özgür Ünlühisarcıklı’nın değerlendirmesine göre Avrupa Birliği’nin temel ikilemi, Türkiye’yi aynı anda hem bir ortak, hem bir rakip, hem de zaman zaman stratejik bir meydan okuma olarak görmesinden kaynaklanıyor.