Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Newsweek: Trump’ın İran’a karşı zafer anlatısı neden aksini gösteriyor?

ABD için İran’daki savaş, küresel güç gösterisini nasıl stratejik tutarsızlığa bıraktı? Trump’ın İran’a karşı zafer anlatısı neden aksini gösteriyor?

ABD için İran'daki savaş, küresel güç gösterisini nasıl stratejik tutarsızlığa

ABD’nin önde gelen yayın organlarından Newsweek’de, Washington’un İran’a operasyonunun neden Venezuela benzeri düşük maliyetli ve hızlı bir başarı üretmediğine dair dikkat çekici bir analiz yayımlandı.

Analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Genelkurmay Başkanı Caine’den aldığı “İran’a karşı bir savaşın kolayca kazanılabileceği” yönündeki değerlendirmelere rağmen, sahadaki askeri ve jeopolitik gerçekliğin bunun tam tersine işaret ettiği vurgulandı.

Analizde ayrıca; İran’ın coğrafi derinliği, füze kapasitesi, vekil unsurları, enerji hatları üzerindeki baskı gücü ve Amerikan üslerine yönelik misilleme potansiyeli nedeniyle İran’a yönelik askeri baskının Washington açısından tam bir başarıszlık olduğu tespiti yapıldı.

İşte Newsweek’de yayınlanan analiz:

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı çok daha ağır bir bombardıman başlatmaması ve bu süreçte sivil altyapıyı yok ederek sayısız savaş suçuna imza atmaktan kaçınması hangi nedenle gerçekleşmiş olursa olsun, iki haftalık ateşkes kısa vadeli de olsa olumlu bir gelişmedir.

Newsweek: Trump'ın İran'a karşı zafer anlatısı neden aksini gösteriyor?

Ancak bu durum ne Amerika için ne de halen sert bir teokratik rejimin baskısı altında yaşayan İran halkı için bir zafer olarak görülmelidir.

Trump son günlerde defalarca İran’ın enerji santrallerini ve kritik altyapılarını hedef alacağını, bunu da büyük bir Amerikan askerî harekâtının parçası olarak yapacağını açıklamıştı.

Fakat ABD’nin “gücünü” gösterme iddiasıyla yürüttüğü bu süreçte Trump’ın salı günü attığı adımlar bambaşka bir tablo ortaya koymuştur. Zayıf, istikrarsız ve Amerika’nın küresel itibarına onarılması güç zararlar veren bir lider profili.

En dikkat çekici soru işaretlerinden biri ise; Trump Pakistan arabuluculuğunda iletilen İran’ın “10 maddelik teklifini” yetersiz bulurken, aynı zamanda da teklifi “müzakere için uygulanabilir bir temel” olarak tanımlayarak kabul etti.

Daha da önemlisi, İran halen Hürmüz Boğazı üzerinde fiilî kontrol sahibiyken Trump bu hattın tamamen açıldığını nasıl iddia edebilir?

Küresel güç gösterisi yerini stratejik tutarsızlığa bıraktı

Trump’ın sergilediği çizgi değişimi adeta küresel bir siyasi gösteriye dönüşmüştür. Önce sosyal medyada “bu gece tüm bir medeniyet yok olacak” diyerek tehditler savurmuş, ardından kendi belirlediği ultimatom saatinden yalnızca birkaç saat önce İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması şartıyla “çift taraflı ateşkes” ilan etmiştir.

Newsweek: Trump'ın İran'a karşı zafer anlatısı neden aksini gösteriyor?

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise bu gelişmeyi tam olarak tutarsızcai “Başkan Trump ve ordumuzun sağladığı ABD zaferi” olarak tanımlamıştır.

Ancak sahadaki gerçeklik çok daha farklıdır.

Bugün zafer iddiasında bulunabilecek taraf Washington değil, İran yönetimi ve Devrim Muhafızları’dır. Zira dünyanın en büyük askerî gücüne karşı direnerek ayakta kalmayı başarmış olmaları dahi Tahran açısından psikolojik ve stratejik bir başarı olarak sunulabilir.

Hürmüz krizi İran’a yeni jeopolitik koz verdi

İran’ın yalnızca birkaç petrol tankerini hedef alarak Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatma kapasitesini göstermesi, Trump’ın büyük ölçüde hukuk dışı olarak nitelenen savaşını tersine çevirmiş ve Tahran’a bölgesel ölçekte eşi görülmemiş bir stratejik kaldıraç kazandırmıştır.

Newsweek: Trump'ın İran'a karşı zafer anlatısı neden aksini gösteriyor?

İran yönetimi de bunun farkındadır.

Wall Street Journal’a göre İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin barış planı, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin İran Silahlı Kuvvetleri koordinasyonunda “düzenlenmesini” öngörmektedir.

Bu modelin kabul edilmesi, İran’a benzersiz bir ekonomik ve jeopolitik statü kazandıracaktır.

Beyaz Saray, söz konusu 10 maddelik planın detaylarını tam olarak paylaşmayı reddetse de basına sızan bilgilere göre İran’ın tekliflerinden biri, Hürmüz üzerindeki ablukayı kaldırmak karşılığında boğazdan geçen her gemiden yaklaşık 2 milyon dolar ücret alınmasıdır.

Bu gelirin Umman ile paylaşılması öngörülmektedir.

Savaş öncesinde boğazdan günlük yaklaşık 150 gemi geçtiği düşünüldüğünde, bu düzenlemenin hayata geçmesi İran rejimine yıllık yaklaşık 55 milyar dolar gelir sağlayabilir.

Newsweek: Trump'ın İran'a karşı zafer anlatısı neden aksini gösteriyor?

Trump’ın savaşı İran’ı zayıflatmak yerine güçlendirmiş olabilir

55 milyar dolarlık potansiyel gelir, Obama dönemindeki nükleer anlaşma kapsamında İran’a aktarılan 1,7 milyar doların çok üzerindedir.

Trump yıllardır bu rakamı eleştirmiş, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı hedef almış ve nihayet 2018’de anlaşmadan çekilmiştir. Ancak bugün gelinen noktada ironik olan şudur: Trump’ın askerî baskı politikası, eleştirdiği nükleer anlaşmanın İran’a sağladığından çok daha büyük bir ekonomik ve stratejik avantaj üretme potansiyeli taşımaktadır.

Sonuç

Ortada kısa vadeli bir rahatlama olsa da, yani İran halkına yönelik daha büyük savaş suçlarının işlenmemesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilse de, büyük resim değişmemektedir.

Newsweek: Trump'ın İran'a karşı zafer anlatısı neden aksini gösteriyor?

Trump’ın İran savaşı çok sayıda sivilin ölümüne yol açmış, II. Dünya Savaşı sonrası şekillenen uluslararası düzeni daha da sarsmış ve paradoksal biçimde İran rejimini ekonomik açıdan güçlendirebilecek bir zemin yaratmıştır.

Son kertede ortaya çıkan tablo şudur:

Trump yönetimi, İran’ı diz çöktürmek amacıyla giriştiği askerî baskı sürecinde hem Amerikan liderliğinin güvenilirliğini tartışmalı hâle getirmiş hem de Tahran’a yeni pazarlık kozları kazandırmıştır.

Eğer hedef İran’ı zayıflatmaksa, mevcut gelişmeler bunun tam tersine işaret etmektedir.