Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Al Jazeara: Netanyahu’nun Gazze için gerçek planı ne?

Uluslararası planın işlevsizliği, siyasi geçişin önündeki engeller ve sahadaki gerçeklikler. Netanyahu’nun Gazze için gerçek planı ne?

Uluslararası planın işlevsizliği, siyasi geçişin önündeki engeller ve sahadaki gerçeklikler.

Katar merkezli önemli yayın organlarından Al Jazeera’de, Gazze’de yürütülen siyasi ve diplomatik girişimlerin sahadaki askeri gerçeklik karşısında neden sonuç üretmediğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

Analizde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’den askeri çekilmeye yönelik herhangi bir irade taşımadığı, bu nedenle ateşkes, yeniden inşa ve geçiş yönetimine ilişkin uluslararası girişimlerin büyük ölçüde işlevsiz kaldığı değerlendirmesi yapıldı. Ayrıca İsrail’in Gazze üzerindeki uzun vadeli askeri hakimiyetini kalıcı bir strateji olarak benimsediği, ABD öncülüğündeki siyasi planların ise sahadaki gelişmeler üzerinde belirleyici bir etki oluşturamadığı ifade edildi.

Analizde ayrıca; Hamas’ın yönetimi teknokratik bir Filistin yönetimine devretmeye hazır olduğunu açıklamasına rağmen İsrail’in bu süreci reddettiği, Gazze’de kalıcı bir yönetim boşluğunun oluşturulmasının hedeflendiği, devam eden askeri operasyonların insani krizi daha da derinleştirdiği ve uluslararası toplumun daha bağımsız ve etkin bir irade ortaya koymadığı sürece mevcut siyasi girişimlerin somut sonuç üretmesinin mümkün görünmediği değerlendirmelerinde bulunuldu.

İşte Al Jazeara’de yayınlanan analiz:

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ülkesinde büyük olasılıkla ekim ayında yapılacak genel seçimlerden önce de sonra da Gazze’den İsrail ordusunu çekme yönünde herhangi bir niyeti bulunmuyor.

Al Jazeara: Netanyahu'nun Gazze için gerçek planı ne?

İsrail ordusunun bugün Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 70’ini kontrol ettiği düşünüldüğünde, bu alanlardan en küçük bir geri çekilme dahi İsrail kamuoyunun önemli bir bölümü tarafından zayıflık göstergesi olarak değerlendirilecek ve Netanyahu’nun aşırı sağ koalisyonunda ciddi bir siyasi krize yol açacaktır.

Netanyahu bu yaklaşımını defalarca açık biçimde ortaya koydu. Son dönemde İsrail siyasi liderliğinden gelen açıklamalar da bu tutumu daha da netleştirdi. İsrailli yetkililer, Tel Aviv’in Gazze üzerinde süresiz askeri hakimiyetini sürdürmesi gerektiğini savunurken, İsrail ordusunun tamamen çekilmesini öngören her türlü siyasi çerçeveyi açık şekilde reddediyor.

Netanyahu açısından Gazze’deki askeri varlık geçici bir pazarlık unsuru değil, kalıcı bir stratejik gerçeklik olarak görülüyor.

Al Jazeara: Netanyahu'nun Gazze için gerçek planı ne?

Bazı çevreler, Netanyahu’nun bu açıklamalarını yalnızca siyasi kariyerini uzatma ve iktidardan ayrılması halinde karşı karşıya kalabileceği soruşturma ve yargı süreçlerinden kaçınma amacıyla kullandığı bir siyasi söylem olarak değerlendirebilir.

Ancak Netanyahu’nun İsrail siyasetindeki uzun kariyeri boyunca benimsediği ideolojik çizgi bunun aksini gösteriyor. Netanyahu’nun siyasi geçmişinde Filistin tarafıyla samimi bir uzlaşı arayışına girdiği veya gerçek anlamda bir siyasi çözüm sürecini desteklediği herhangi bir dönem bulunmuyor.

Uluslararası planın işlevsizliği

Bu tablo, Washington öncülüğünde oluşturulan Barış Kurulu ve buna bağlı idari mekanizmaları büyük ölçüde işlevsiz hale getiriyor. Gazze Ulusal Yönetim Komitesi ile çok uluslu Uluslararası İstikrar Gücü gibi yapılar; geçiş dönemini yönetmek, insani yardımların ulaştırılmasını sağlamak ve İsrail ordusunun kademeli çekilmesini kolaylaştıracak bir güvenlik tamponu oluşturmak amacıyla tasarlanmıştı.

Al Jazeara: Netanyahu'nun Gazze için gerçek planı ne?

Ancak bugün birbirleriyle bağdaşmayan iki ayrı sürecin şekillendiği görülüyor. Bunlardan ilki, İsrail’in sürdürdüğü savaş, kalıcı askeri işgal ve uzun süreli yıkım politikasıdır. İkincisi ise büyük ölçüde ABD’nin yönlendirdiği ve esas itibarıyla Gazze’nin İsrail adına nasıl yönetileceğine ilişkin alternatif modeller geliştirmeye odaklanan uluslararası siyasi süreçtir.

Bununla birlikte Gazze planı, tüm sınırlılıklarına rağmen, İsrail güçlerinin aşamalı olarak yeniden konuşlandırılmasını, kalıcı bir ateşkesi, geniş kapsamlı yeniden inşa yardımlarını ve sivil yönetimin tarafsız bir Filistinli idareye devredilmesini öngörüyordu.

Ancak bu hedeflerin neredeyse hiçbiri hayata geçirilemedi. ABD ve uluslararası arabulucular ateşkesin Hamas’ın silahsızlandırılmasına bağlı olduğunu savunurken, İsrail diplomatik çıkmazı Gazze’deki askeri ilerleyişini sürdürmek için kullandı. İnsani yardımlar sınır kapılarında bekletilmeye devam ederken, yeniden inşa süreci de fiilen başlamadı.

Siyasi geçişin önündeki engeller

Kahire’de dolaylı müzakereler devam ediyor. Ancak süreçte esas taviz vermesi beklenen tarafın yalnızca Filistinliler olduğu görülüyor. Bunun yanında Hamas, Gazze’yi yaklaşık 19 yıldır yönetmesinin ardından geçen hafta yaptığı açıklamada, Şerit’in idaresini yürüten Acil Durum Komitesi’ni resmen feshettiğini ve yönetimi Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ne devretmeye tamamen hazır olduğunu duyurdu.

Al Jazeara: Netanyahu'nun Gazze için gerçek planı ne?

Kağıt üzerinde bu gelişme Gazze’de siyasi geçiş sürecinin başladığı izlenimini verse de sahadaki gerçeklik bunu doğrulamıyor.

İsrail, teknokratik yönetimin herhangi bir fiili yetki üstlenmesini engelliyor. Sivil yönetimin devrini kolaylaştırmak yerine İsrail hükümeti bu geçiş modelini bütünüyle reddediyor. Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, söz konusu girişimi bir “aldatmaca” olarak nitelendirirken, teknokratik yönetimin yalnızca çöp toplama gibi belediye hizmetlerinden sorumlu olacağını, buna karşılık direniş yapılarının varlığını sürdüreceğini ileri sürdü.

Buna karşılık İsrail’in askeri stratejisi, Gazze’de istikrarın sağlanmasını imkansız hale getiren koşulları derinleştirmeye devam ediyor. İsrail’in amacı yalnızca alternatif bir Filistin yönetimini reddetmek değil; aynı zamanda işlevsel herhangi bir Filistin yönetim yapısının ortaya çıkmasını tamamen engellemek olarak öne çıkıyor. Böylece Tel Aviv yönetimi, kalıcı bir yönetim boşluğu oluşturarak kaosun ve parçalanmışlığın devam etmesini hedefliyor.

Gazze’de istikrar sağlayabilecek alternatif bir Filistin siyasi yapısının oluşmasına izin verilmediği takdirde, ortaya çıkacak yönetim boşluğu kaçınılmaz olarak yerel grupların günlük yaşamı kontrol altına almaya çalışmasına yol açacak ve bu durum İsrail’e Filistin nüfusuna yönelik askeri operasyonlarını sürdürmesi için yeni gerekçeler sağlayacaktır.

Sahadaki askeri gerçeklik

Hamas’ın yönetimi devretme yönündeki siyasi hamlesinin ardından İsrail buna askeri güç kullanarak karşılık verdi. Bunun en dikkat çekici örneği, Gazze kentinde bir aracı hedef alan hava saldırısında Hamas Sözcüsü Hazım Kasım’a yönelik gerçekleştirilen ancak başarısız olan suikast girişimi oldu. Bu saldırı, İsrail’in siyasi dönüşümleri veya olası ateşkes süreçlerini dikkate alma niyetinde olmadığını açık biçimde ortaya koydu.

Al Jazeara: Netanyahu'nun Gazze için gerçek planı ne?

Netanyahu’nun siyasi geçmişinde gerçek anlamda uzlaşmaya açık olduğu herhangi bir dönem bulunmuyor.

Bu sırada Gazze’de ne yeni konutlar inşa ediliyor ne okullar açılıyor ne de hastaneler yeniden hizmete alınabiliyor. Artmaya devam eden tek göstergeler ölü ve yaralı sayıları oluyor. Filistinli kaynaklara göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bini aşarken, yaralı sayısı ise 173 bin 200’ün üzerine çıktı.

Ayrıca sözde ateşkes çerçevesinin ilk kez kabul edildiği tarihten bu yana 1.098’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Bu durum, ateşkesin sahada değil, büyük ölçüde diplomatik söylem düzeyinde var olduğunu ortaya koyuyor.

Sonuç

Ortaya çıkan tablo tek bir sonuca işaret ediyor. Gazze’nin yeniden inşasını ve İsrail askeri varlığının sona erdirilmesini hedefleyen siyasi süreç, sahadaki gerçeklik üzerinde belirleyici bir etki oluşturamıyor.

Al Jazeara: Netanyahu'nun Gazze için gerçek planı ne?

Bu çıkmazın aşılabilmesi için Netanyahu’nun siyasi hesaplarından bağımsız hareket edebilecek daha güçlü ve daha bağımsız bir uluslararası iradeye ihtiyaç bulunuyor. Böyle bir irade, siyasi mutabakatları somut insani sonuçlara dönüştürmeli ve İsrail işgalinin sona erdirilmesini sağlayacak mekanizmaları hayata geçirmelidir.

İsrail, Gazze üzerindeki askeri kontrolünü bırakmaya zorlanmadığı sürece kurulacak her yeni komite, her yeniden inşa mekanizması ve her yeni diplomatik girişim, sahadaki gerçekliği değiştirmekten ziyade siyasi bir gösteri olarak kalma riski taşımaya devam edecektir.