Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Sosyal Medya

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

ABD’nin yeni stratejisi, İran’ın misillemeleri ve bölgeye yayılan yeni çatışma dönemi. ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

ABD'nin yeni stratejisi, İran'ın misillemeleri ve bölgeye yayılan yeni çatışma

ABD’nin önde gelen küresel yayın organlarından The Washington Post’da, ABD ile İran arasında yeniden tırmanan savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskinin ve Hürmüz Boğazı’nın savaşın merkezine yerleşmesinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

ABD ile İran arasındaki çatışmaların, müzakere edilen ateşkesin çökmesinin ardından yeniden şiddetlendiğine dikkat çekilen analizde, karşılıklı saldırıların yalnızca iki ülkenin askeri hedefleriyle sınırlı kalmadığı, Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn gibi bölge ülkelerinin de savaşın doğrudan hedefi haline geldiği gelişmelere yer verildi.

Analizde ayrıca; ABD’nin bölgedeki askeri kapasitesinin, hava savunma sistemleri ve uzun menzilli mühimmat stoklarının savaşın uzaması karşısında giderek zorlandığına dikkat çekilirken, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısının savaşın temel stratejik kırılma noktası haline geldiği vurgulandı.

İşte The Washington Post’da yayınlanan analiz:

ABD ile İran, hafta sonu yaşanan gelişmelerin ardından topyekün savaşa doğru hızla gidiliyor.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

Sivil ve askeri yapılara yönelik karşılıklı saldırıların giderek tırmandığı çatışmalarda, savaşın yeniden başlamasından bu yana en az üç ABD askeri hayatını kaybetti.

Trump, ölümlerle ilgili olarak;

“Kendimizi çok kötü hissediyoruz. Ancak o büyük vatanseverler İran’ın nükleer silaha sahip olmaması için savaşıyorlardı. İran çok ağır hasar aldı; askeri açıdan neredeyse her şeyini kaybetti”

ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte savaşın coğrafi kapsamı da genişliyor. Zira; Bahreyn ve Kuveyt’e İran tarafından gerçekleştirilen çok sayıda saldırı bildirdi.

ABD’nin kapasite sınırları

Askeri uzmanlar, ABD’nin ekipman ve mühimmat stoklarında yaşanan yıpranmanın yanı sıra, Trump’ın geçen hafta kesin olarak reddetmediği İran içindeki olası kara operasyonlarına da Washington’un hazırlıksız olduğunu belirtiyor.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin savunma ve güvenlik departmanını yöneten Seth Jones, “Boğazdaki adalara ya da İran ana karasına kara birlikleri göndermenin hata olacağını düşünüyorum. ABD güçlerinin İran tarafından gerçekleştirilecek uzun menzilli saldırılara karşı hazırlıklı olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

Çatışmalar, müzakere edilen ateşkesin çökmesinin ardından dokuzuncu gününde de devam etti. Ateşkesin, İran’ın bir ay önce varılan mutabakat zaptının ihlali olarak gördüğü ticari gemilere yönelik saldırılarının ardından karşılıklı misilleme saldırılarıyla sona erdiği bildirildi.

İran ayrıca ABD güçlerinin ülkenin güneybatısında inşa halindeki bir nükleer enerji santraline saldırdığını açıkladı.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright ise ABC kanalındaki “This Week” programında yaptığı açıklamada, Washington’un “İran’ın dünyayı terörize etme kapasitesini zayıflatma” misyonunun “görev tamamlanana kadar” devam edeceğini söyledi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan ABD’li yetkili, geçen hafta Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Bender Abbas çevresinde köprülere ve demiryolu hatlarına yönelik ABD saldırılarının İran tarafından bir tırmanma adımı olarak değerlendirildiğini ve daha geniş çaplı bir karşılığın ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtti.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

Yetkiliye göre İran, ABD’ye kitlesel kayıplar verdirmek konusunda önceki döneme kıyasla daha az çekince göstermeye başladı.

Kuveytli yetkililer Pazar günü İran’ın ülkedeki bir elektrik ve su tesisine üst üste ikinci gün saldırdığını açıkladı. İran ise Kuveyt’teki ABD askeri mevzilerine insansız hava aracı saldırıları düzenlediğini bildirdi.

Ürdün de ülkeye yönelik üç İran füzesinin önlendiğini açıkladı. Pazar günü ayrıca İsrail’in Eilat kenti yakınlarındaki Akabe’nin liman ve havalimanının saldırı altında olduğuna ilişkin haberler yayıldı. Ürdün hükümeti ise ABD’nin Amman Büyükelçiliği tarafından yayımlanan ve Akabe Havalimanı’nın tahliye edildiğini belirten haberi yalanladı.

İran ayrıca, iki kimliği belirsiz geminin boğazdaki “güvenli olmayan” bir rotadan geçmeye çalışırken bir “kazaya” uğradığını açıkladı. Bu rotanın, büyük ihtimalle Umman kıyıları boyunca uzanan ve ABD tarafından korunan güney geçiş güzergâhı olduğu değerlendiriliyor. Tahran daha önce bu güzergâhın kullanılmasına izin vermeyeceğini açıklamıştı.

Hürmüz savaşın merkezine yerleşiyor

Savaşın temel kırılma noktası artık yalnızca İran’ın nükleer programı değil, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü haline gelmiş durumda. ABD, İran limanlarına giren ve çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukasını yeniden uygulamaya koyarken, boğazın güney koridorundan geçiş yapan diğer gemileri koruyacağını açıkladı.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

ABD Enerji Bakanı Wright, Washington’un “İran’ın iş birliği olsun ya da olmasın petrol, gaz ve diğer ürünlerin akışını güvence altına aldığını” söyledi. Wright, geçtiğimiz hafta boyunca bu güzergâhtan günlük ortalama 7 milyon varil petrolün başarıyla taşındığını savundu.

Ancak ABD yönetiminin açıklamaları ile sahadaki ekonomik gerçeklik arasında ciddi bir fark bulunuyor. Savaşın başlamasının ardından hızla yükselen petrol ve akaryakıt fiyatları, ateşkes görüşmeleri sırasında ve mutabakatın hemen sonrasında gerilemişti. Ancak çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte fiyatlar yeniden hızla yükseldi ve benzinin ortalama fiyatı galon başına yaklaşık 4 dolara ulaştı.

Senato İstihbarat Komitesi’ndeki en kıdemli Demokrat olan Warner, Hürmüz Boğazı konusunda kısa vadede bir çözüm yolu görmediğini belirterek, “Bu tercih edilmiş savaş bir felaket oldu. Askeri açıdan bir felaket. Dünyada nasıl görüldüğümüz açısından da bir felaket” ifadelerini kullandı.

Bu tablo, savaşın merkezine yerleşen Hürmüz Boğazı’nın yalnızca askeri değil, ekonomik ve stratejik bir mücadele alanına da dönüştüğünü gösteriyor. ABD açısından temel hedef, İran’ın boğazı kapatma kapasitesini ortadan kaldırmak ve küresel enerji akışını yeniden güvence altına almak. İran açısından ise boğaz, ABD’nin askeri ve ekonomik baskısına karşı sahip olduğu en önemli stratejik kaldıraçlardan biri olmaya devam ediyor.

ABD üsleri İran saldırıları karşısında

Son ABD askerlerinin hayatını kaybetmesi, Ortadoğu’daki Amerikan üslerinin güvenliğiyle ilgili soruları da yeniden gündeme getirdi.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü’nde daha önce görev yapmış bir ABD askeri, üste çok sayıda binanın konteyner, metal yapı ve çadırlardan oluştuğunu, bu yapıların roket, havan topu ve insansız hava aracı saldırılarına karşı yeterli koruma sağlayamadığını belirtti.

Bölgedeki bazı üslerde daha yeni ve güçlendirilmiş yapılar bulunsa da, kalın duvar katmanlarıyla tahkim edilen bu yapıların dahi doğrudan bir balistik füze isabetine karşı mutlak koruma sağlayamadığı ifade edildi.

Söz konusu asker, Mart ayının başında ABD ile İran arasında yaşanan yoğun füze saldırıları sırasında Kuveyt’teki Camp Arifjan’da bulunan güçlendirilmiş kışlalara doğrudan isabet eden bir füzenin koruma katmanlarını delerek yapının yaklaşık yarısını tahrip ettiğini söyledi. Benzer ağır hasarların bölgedeki diğer ABD askeri tesislerinde de meydana geldiği belirtildi.

Asker, “Her alanda ciddi şekilde yıpratılıyoruz” ifadelerini kullandı.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

Ürdün’de Cuma günü gerçekleşen ölümcül saldırı, İran’ın bu üsse bir hafta içinde başarıyla gerçekleştirdiği en az ikinci saldırı oldu. Yaklaşık bir gün önce düzenlenen başka bir saldırıda yaklaşık 20 ABD askeri yaralanmıştı. ABD’li yetkiliye göre yaralıların bir kısmı şarapnel isabeti nedeniyle tedavi gördü.

İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlarda hayatını kaybeden ABD askerlerinin sayısının 17’ye, muhtemelen 18’e yükseldiği; 430’dan fazla askerin ise yaralandığı bildirildi.

Ürdün son bir hafta içinde İran saldırılarının tekrarlanan hedeflerinden biri haline geldi. Ülkede ayrıca biri Kral Faysal Hava Üssü’nü, diğeri ise Prens Hasan Hava Üssü’nü hedef alan en az iki önemli saldırı daha gerçekleşti. İlk saldırıda çok sayıda asker yaralanırken, ikinci saldırıda Black Hawk helikopterlerinin hasar gördüğü bildirildi.

Pentagon ve CENTCOM sözcüleri önceki saldırılarla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Pentagon ise 5 Mayıs’tan bu yana İran’a yönelik operasyonlar hakkında herhangi bir basın toplantısı düzenlemedi.

Savaşın çıkış yolu belirsizleşiyor

ABD yönetimi savaşın başlangıcında çatışmaların İran’ın teslim olmasıyla dört ila altı hafta içinde sona ereceğini savunmuştu. ABD Enerji Bakanı Wright da bu yaklaşımı savunmaya devam etti.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

Wright’a göre çatışmalar, İran halkıyla petrol akışının yeniden sağlanmasına ve İran’ın saldırılarını durdurmasına yönelik bir anlaşmaya ulaşmak amacıyla mutabakat kapsamında geçici olarak durdurulmuştu.

Ancak ateşkesin çökmesi, ABD’nin savaş hedeflerini gerçekleştirmesinin beklenenden çok daha zor olduğunu ortaya koydu. İran’ın askeri kapasitesi ağır hasar almış olsa da Tahran’ın füze, insansız hava aracı ve asimetrik saldırı kapasitesi tamamen ortadan kaldırılmış değil.

Dahası İran, savaş alanını yalnızca kendi topraklarıyla sınırlamıyor. Körfez ülkelerindeki ABD askeri üsleri, enerji tesisleri, ticari gemiler ve bölgedeki kritik altyapılar da çatışmanın hedefleri haline geliyor.

Bu durum ABD açısından stratejik bir ikilem yaratıyor. Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kırmak için askeri baskıyı artırmak zorunda. Ancak operasyonların genişlemesi, ABD’nin bölgedeki üslerini ve askerlerini daha büyük bir saldırı tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

Bunun yanında ABD’nin hava savunma sistemleri, uzun menzilli mühimmat ve bölgeye yeni askeri kapasite aktarma imkanları da sınırsız değil. Savaş uzadıkça Washington’un karşı karşıya kaldığı temel soru, İran’a daha fazla saldırı düzenleyip düzenlememek değil, mevcut operasyonları ne kadar süreyle sürdürebileceği haline geliyor.

İran açısından ise savaş, nükleer programın ötesinde bir rejim güvenliği ve stratejik egemenlik mücadelesine dönüşmüş durumda. Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kullanarak enerji akışını tehdit etmesi, ABD’nin askeri üstünlüğüne karşı sahip olduğu en önemli araçlardan biri.

Bu nedenle Washington’un Hürmüz’ü tamamen açma hedefi ile İran’ın boğaz üzerindeki stratejik baskısını koruma çabası arasında bir uzlaşma sağlanmadan savaşın sona ermesi oldukça zor görünüyor.

Mevcut tablo, ABD ile İran arasındaki savaşın yalnızca iki ülke arasındaki askeri bir çatışma olmaktan çıktığını gösteriyor. Ürdün, Kuveyt, Bahreyn, Irak ve Körfez’deki diğer ülkeler çatışmanın doğrudan veya dolaylı tarafları haline geliyor. Enerji altyapısı, ticari gemiler ve bölgesel askeri üsler savaşın genişleyen hedef setini oluşturuyor.

The Washington Post: ABD-İran savaşı tamamen kontrolden çıktı mı?

Washington’da savaşın daha geniş bir çatışmaya dönüşme ihtimali artık açık şekilde tartışılıyor. Ancak aynı zamanda ABD’nin mühimmat, hava savunma ve kuvvet aktarım kapasitesinin sınırlarına yaklaştığı da görülüyor.

Bu nedenle savaşın bundan sonraki seyri, yalnızca ABD’nin İran’a ne kadar zarar verebileceğiyle değil, İran’ın ne kadar süreyle Hürmüz Boğazı’nı tehdit altında tutabileceğiyle belirlenecek.

Kısacası, ABD ile İran arasındaki çatışmanın gerçek stratejik merkez üssü artık İran’ın nükleer tesislerinden çok Hürmüz Boğazı haline gelmiş durumda. Boğazın güvenli ve kesintisiz şekilde uluslararası deniz trafiğine açılması sağlanmadan, Washington’un savaşın sona erdiğini ilan etmesi mümkün görünmüyor. Buna karşılık İran da Hürmüz üzerindeki baskı kapasitesini tamamen kaybetmeden müzakere masasına zayıf bir aktör olarak oturmak istemeyecektir.

Bu nedenle savaşın geleceği, önümüzdeki dönemde Hürmüz Boğazı’nda kimin üstünlük sağlayacağı sorusuna bağlı olacak. Eğer taraflardan biri bu stratejik su yolunda kalıcı bir üstünlük kuramazsa, çatışmanın sona ermesi yerine daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme ihtimali güçlenecek.

ABD’nin bölgedeki askeri varlığı, İran’ın füze ve insansız hava aracı kapasitesi, Körfez ülkelerindeki kritik altyapılar ve İsrail’in savaş üzerindeki etkisi bir arada değerlendirildiğinde, mevcut çatışmanın kontrol altına alınması giderek daha zor hale geliyor.