ABD merkezli önemli yayın organlarından Eurasia Review’de, Hürmüz krizinin ortaya çıkardığı kırılganlıklar ışığında Güney Çin Denizi’nde artan jeopolitik gerilimlerin ve ASEAN’ın deniz güvenliği yaklaşımının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Analizde, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizlerin küresel enerji arzı ve deniz ticareti üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekilirken, benzer bir senaryonun Güney Çin Denizi’nde yaşanmasının küresel ekonomi ve bölgesel istikrar açısından çok daha ağır sonuçlar doğurabileceği belirtildi. ASEAN’ın, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) ve ASEAN-Çin Davranış Kuralları (COC) çerçevesinde kurallara dayalı düzeni güçlendirme arayışının önemine vurgu yapıldı.
Analizde ayrıca; ASEAN’ın güvenlik mimarisi, büyük güçlerin sorumluluğu, deniz güvenliği iş birliği ve özellikle Filipinler-Çin ilişkilerinin geleceğine dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte Eurasia Review’de yayınlanan analiz:
Yakın zamanda Cebu’da düzenlenen 48. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Zirvesi’nde, bölgesel liderler Hürmüz krizi ortamında ASEAN Liderleri Denizcilik İş Birliği Bildirgesi’ni kabul etti.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni (UNCLOS) evrensel hukuki çerçeve olarak yeniden teyit eden ASEAN, deniz alanında kurallara dayalı düzene bağlılığını vurguladı. ASEAN-Çin Davranış Kuralları’nın (COC) bağlayıcı bir şekilde erken sonuçlandırılması çağrısı da, Güney Çin Denizi’nde bir Hürmüz senaryosunun yaşanmasını önlemek amacıyla ihtilafların barışçıl biçimde yönetilmesi ve tartışmalı sularda gerilimin tırmanmasının engellenmesine yönelik acil ihtiyacı yansıtmaktadır.
Aynı derecede önemli olan bir diğer gelişme ise Filipinler’de kurulması planlanan ASEAN Denizcilik Merkezi’nin onaylanmasıdır. Deniz güvenliği, emniyeti ve yönetişimin koordinasyonu için bir merkez olarak tasarlanan bu yapının herhangi bir devlete karşı kurulmadığını vurgulayan Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., merkezin iş birliğine dayalı deniz seyrüseferini ve denizlerde ortak sorumluluğu geliştirmeyi amaçladığını ifade etti.
ASEAN açısından temel mesele artık bu bildirgeyi somut eyleme dönüştürmektir. Kontrolsüz gerilimlerin seyrüsefer serbestisini ve bölgesel istikrarı tehlikeye atabileceği Güney Çin Denizi’nde bir Hürmüz senaryosunun önlenmesi için etkili uygulama zorunludur.
Hürmüz’ün gösterdiği kırılganlık
Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlık, deniz boğazlarının ne kadar kırılgan olduğunu dünyaya yeniden hatırlattı. 2025 yılında günlük ortalama 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü Hürmüz’den geçti; bu miktar küresel deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’ine karşılık geliyordu.

ABD-İran savaşı patlak verdiğinde deniz trafiği derhal yüzde 90’dan fazla daraldı ve küresel arz haftalık 100 milyon varil azaldı. Brent petrol fiyatı varil başına 106 doların üzerine çıktı, sigorta primleri üç katına yükseldi ve 20 bin denizci mahsur kaldı. Bu aksaklıklar küresel enerji piyasalarında yankı yaratarak arz güvenliğini tehdit etti ve dünya genelinde milyarlarca insanın yaşam koşullarını daha da zorlaştırdı.
Güney Çin denizi’nin stratejik önemi
Güney Çin Denizi de en az Hürmüz kadar hayati önemdedir. 2025 yılında yıllık 5,3 trilyon dolar değerinde ticarete ev sahipliği yapmış, bu da küresel deniz ticaretinin yüzde 24’üne eşit olmuştur. Küresel ham petrol sevkiyatlarının yüzde 40’ı ve LNG akışlarının yüzde 34’ü bu denizden geçmekte olup, bölge Asya’nın enerji güvenliği açısından vazgeçilmezdir.

Çin açısından deniz ticaretinin yüzde 60’ından fazlası bu sulardan geçerken, Japonya için bu oran yaklaşık yüzde 42’dir. Güneydoğu Asya için ise Güney Çin Denizi enerji ithalatı ve ihracatının can damarı niteliğindedir.
Bu rakamlar, Güney Çin Denizi’nin Hürmüz’deki felaket senaryosunu takip etmemesi gerektiğini göstermektedir. Aynı zamanda askeri eylemlerin yalnızca güvensizlik ürettiği yönündeki rahatsız edici gerçeği de ortaya koymaktadır. Bu nedenle Güney Çin Denizi’nde çözüm düşmanlık ve çatışma değil; dostluk ve iş birliği olmalıdır.
ASEAN’ın güvenlik mimarisi
Bu nedenle ASEAN’ın bu rolünü yeniden teyit etmesi gerekmektedir. ASEAN’ın iş birliğine dayalı vizyonu, daha geniş güvenlik mimarisiyle güçlendirilebilir. ASEAN Bölgesel Forumu (ARF), uzun süredir önleyici diplomasinin yürütüldüğü bir platform olarak 27 katılımcıyı, büyük güçler de dâhil olmak üzere, güven inşa etmek ve gerilimleri azaltmak amacıyla bir araya getirmektedir.

ASEAN Savunma Bakanları Toplantısı (ADMM) ve ABD, Çin, Japonya, Hindistan ile Rusya gibi dış ortakları içeren ADMM-Plus ise şeffaflık, ortak tatbikatlar ve pratik deniz güvenliği iş birliğinin geliştirilmesinde kritik öneme sahiptir.
Tüm bu mekanizmalar, ASEAN’ın farklı aktörleri bir araya getirme ve Güney Çin Denizi’ni çatışma yerine diyalog, düşmanlık yerine dostluk çerçevesinde tutma kapasitesini göstermektedir.
Büyük güçlerin sorumluluğu
Ancak ASEAN tek başına başarılı olamaz. Büyük güçlerin, Güney Çin Denizi’ndeki deniz istikrarının stratejik rekabeti aşan ortak bir sorumluluk olduğunu kabul etmesi gerekmektedir.

En etkili iki aktör olarak ABD ve Çin, rekabetlerinin hayati ticaret yollarının korunmasına yönelik ortak çıkarı zedelememesini sağlamak konusunda özel bir sorumluluk taşımaktadır. Yanlış hesaplamaların önlenmesi ve seyrüsefer serbestisinin korunması için iki ülke arasındaki iş birliği vazgeçilmezdir.
Aynı derecede önemli bir diğer husus ise dayanıklılığın birlikte inşa edilmesidir. ASEAN ülkeleri, dış ortakların desteğiyle alternatif enerji koridorlarına, yenilenebilir kaynaklara ve sınır ötesi elektrik şebekelerine yatırım yaparak stratejik bağımlılıklarını çeşitlendirmelidir. Kara ticaretine yönelik ortak altyapı ve enerji çeşitlendirmesi, ülkeler arasında karşılıklı güveni teşvik ederken dayanıklılığı da artırabilir.
Hürmüz bir uyarı mı?
Hürmüz bir erken uyarıdır. Güney Çin Denizi bu kaderden kaçınmalıdır. ASEAN üyeleri ile büyük güçler arasındaki iş birliği, denizde krizlere karşı güvenilir bir güvence sunmaktadır. Hürmüz’den çıkarılan dersler, kontrolsüz rekabetin ve tek taraflı adımların küresel sonuçlar doğurabilecek deniz güvensizliğine kolayca dönüşebileceğini dünyaya hatırlatmaktadır.

ASEAN’ın merkeziliği bölgesel istikrar için önemli bir dayanak sağlayabilir. ASEAN merkeziliğinin güçlendirilmesiyle üye devletler, diyalog mekanizmalarının kapsayıcı ve dengeli kalmasını sağlayarak küçük güçlerin marjinalleşmesini önleyebilir.
Bu nedenle denizlerde düzenin korunması ve geliştirilmesi için UNCLOS’un uygulanmasıyla eş zamanlı olarak hukuki çerçevelerin, önleyici diplomasinin ve güven artırıcı önlemlerin birlikte sürdürülmesi zorunludur.
Devletler arasında deniz güvenliği iş birliğinin güçlendirilmesi de aynı derecede hayati önemdedir. Ortak devriyeler, koordineli insani yardım faaliyetleri ve şeffaf deniz kuvvetleri etkileşimleri, Güney Çin Denizi’ni ihtilaflı bir deniz alanından iş birliğine dayalı bir güvenlik topluluğuna dönüştürebilir.
Dünya bu bölgede yeni bir Hürmüz’ü göze alamaz. Bunun yerine Güney Çin Denizi, çok taraflılığın ve güvenin çatışma ile güvensizliğe üstün gelebileceğini gösteren ortak sorumluluk modeline dönüşmelidir.
COC ve Filipinler-Çin iş birliği
Davranış Kuralları’nın (COC) sonuçlandırılması, Güney Çin Denizi’nde iyi teamüllerin ve doğru davranışın teşvik edilmesinde en belirleyici adım olmaya devam etmektedir. Hukuki bir araç olmanın ötesinde COC, nezaket, itidal ve uluslararası normlara saygıya yönelik kolektif bağlılığın sembolüdür.

Davranış kurallarını kurumsallaştırarak, zorlayıcı eylemleri caydırarak ve iş birliğine dayalı uygulamaları teşvik ederek COC; hak iddia eden devletler ile dış güçler arasında sorumluluk kültürünün gelişmesini sağlayabilir.
Son olarak, Filipinler ile Çin arasında iş birliğinin geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Ön cephede yer alan paydaşlar olarak iki ülke, ikili iyi niyetin çok taraflı çerçeveleri tamamlayabileceğini göstermelidir.
Böylece Güney Çin Denizi, Hürmüz’ün tehlikeli rotasını izlemek yerine denizde barışın, iş birliğinin ve ortak refahın simgesi haline gelebilir. Aksi takdirde ise yeni bir Hürmüz haline gelecektir.

