Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz’de mi bitecek?

Kalıcı emsal sorunu, tarafların stratejik açmazı, abluka, otorite yarışı ve bypass hesapları. Savaş Hürmüz’de mi bitecek?

Kalıcı emsal sorunu, tarafların stratejik açmazı, abluka, otorite yarışı ve

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Geopolitical Futures’da, 2026 Hürmüz krizinin yalnızca enerji arzı ve deniz ticareti açısından değil, küresel güç dengeleri ve uluslararası düzen açısından da doğurduğu sonuçların değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı doğrudan kapatmaktan ziyade, geçişleri kontrol eden ve fiilen yöneten yeni bir düzen kurmaya yöneldiğinin öne sürüldüğü analizde, Tahran’ın geliştirdiği bu yaklaşımın, klasik bir askeri ablukanın ötesinde kurumsal ve ekonomik bir baskı mekanizmasına dönüştüğü yönündeki değerlendirmelere yer verildi.

Analizde ayrıca; Körfez ülkelerinin alternatif boru hattı yatırımlarının, Hürmüz’ün stratejik ağırlığını ortadan kaldırmakta neden yetersiz kaldığına, Çin’in İran’ın oluşturduğu fiili geçiş düzenine yönelik yaklaşımına ve ABD’nin bölgedeki seyrüsefer serbestisi iddiasının karşı karşıya kaldığı yeni meydan okumaların arka planına dair bilgilere yer verildi.

İşte Geopolitical Futures’da yayınlanan analiz:

Kırk yıl boyunca İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulundu. Batılı stratejistler bu senaryoyu sayısız kez savaş oyunlarıyla test etti. Körfez ülkeleri boğazı bypass edecek boru hatları inşa etti. ABD Donanması bölgede devriye faaliyetlerini sürdürdü.

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz'de mi bitecek?

4 Mart 2026’da, ABD ve İsrail’in “Operation Epic Fury” kapsamında İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran tehdidini hayata geçirdi. Hürmüz’ün kapanması petrol fiyatlarını sert biçimde yükseltti, küresel LNG piyasalarını felce uğrattı, gübre ve petrokimya tedarik zincirlerini bozdu ve nafta arzında ciddi bir sıkıntı yarattı. Krizin etkileri öyle derinleşti ki Japonya’nın en büyük cips üreticisi, ambalajlarında renkli baskı yerine siyah-beyaz tasarıma geçmek zorunda kaldı.

Böylece küresel ekonominin, İran kıyılarındaki yaklaşık elli kilometrelik bir su yoluna, onlarca yıllık stratejik planlamanın öngördüğünden çok daha fazla bağımlı olduğu ortaya çıktı.

Altyapı yanılgısı

Körfez ülkeleri ve Batılı ortaklarının verdiği ilk tepki büyük ölçüde altyapı odaklı oldu. Suudi Arabistan, Doğu-Batı Boru Hattı’nı tam kapasiteye yaklaştırarak ham petrolü Kızıldeniz’deki Yenbu limanına yönlendirdi.

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz'de mi bitecek?

BAE’nin ADCOP hattı, Emirlik petrolünü Umman Körfezi’ndeki Füceyre’ye taşıdı. BAE ayrıca 2027’de tamamlanması planlanan ikinci bir bypass hattı açıkladı. Irak ise yeni boru hattı yatırımları için 1,5 milyar dolarlık harcamayı onayladı. Carnegie Endowment gibi kurumlar, bu gelişmelerin yıllardır savunulan bypass yatırımlarının doğruluğunu teyit ettiğini belirtti.

Ancak bu yaklaşım, İran’ın ortaya koyduğu tehdidin niteliğini yanlış okuyor olabilir. Boru hattı tartışması, İran’ın artık geride bıraktığı bir probleme odaklanıyor. Tahran artık Hürmüz’ü kapatmaya değil, onu kontrol etmeye çalışıyor.

Geçiş ücreti düzeni

Mayıs 2026’da İran, “Persian Gulf Strait Authority” (PGSA) isimli yeni yapıyı duyurdu. Buna göre gemiler Hürmüz’den geçiş için kayıt yaptırmak, rota onayı almak ve varil başına İran riyali cinsinden ücret ödemek zorunda bırakıldı.

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz'de mi bitecek?

18 Mayıs’ta İran Ekonomi Bakanlığı, Bitcoin ile ödeme kabul eden ve geçiş yapan gemilere deniz sigortası sağlayan “Hormuz Safe” isimli platformu devreye aldı. J.P. Morgan’a göre tam işleyen bir İran geçiş rejimi, yıllık 70 ila 90 milyar dolar arasında gelir yaratabilir.

Bitcoin kullanımı bazı analistleri bunun İran’ın zayıflığının göstergesi olduğu sonucuna götürdü. Bu yorum kısmen doğru. ABD Hazine Bakanlığı, dijital varlıklar dahil her türlü ödemenin yaptırım riskine yol açabileceği uyarısında bulundu. Uluslararası Denizcilik Örgütü de uluslararası boğazlardan geçiş için ücret alınmasına izin veren herhangi bir anlaşmanın bulunmadığını açıkladı.

Buna rağmen asıl emsal, resmi ücret sisteminde değil, gayriresmî pratikte şekilleniyor. Batılı deniz sigortacıları bugün Hürmüz geçişlerini fiilen sigortalıyor ancak gemilerin geçiş iznini nasıl aldığı sorusunu bilinçli biçimde sormuyor. Çünkü bu sorunun cevabı çoğu zaman ABD, İngiltere ve AB yaptırımlarına tabi Devrim Muhafızları ile bağlantılı bir süreci işaret ediyor.

Gemiler ya Tahran ile ikili diplomatik anlaşmalar yoluyla ya da gayriresmî ödemeler karşılığında geçiyor. Hormuz Safe sistemi, zaten işleyen bu gayriresmî piyasayı kurumsallaştırıyor.

Abluka ile otorite arasındaki fark

Askerî abluka ile kurumsallaşmış bir geçiş otoritesi arasındaki ayrım, ABD’nin stratejik çıkarları açısından kritik önem taşıyor. Abluka doğrudan karşılık gerektirir. Geçiş otoritesi ise hukuki itiraz sürecine konu olur ve bu süreç, fiilen sahayı kontrol eden aktörün lehine işler.

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz'de mi bitecek?

Ablukalar baskı altında sona erer. Kurumlar ise kullanım yoluyla meşruiyet kazanır. İran yetkisi altında geçen her gemi, sorgulamadan sigorta sağlayan her şirket ve PGSA’nın hukuki statüsü tartışılırken fiilen işlemeye devam ettiği her hafta, geri döndürülmesi daha zor bir emsal oluşturuyor.

ABD ile İran arasındaki arka kapı müzakereleri büyük ölçüde nükleer programa odaklandı. PGSA ise gündeme alınmadı. Hürmüz’ü yeniden açan ancak geçiş ücretlendirme sisteminin kurumsal yapısını koruyan bir anlaşma, İran’a savaş sonrası uzlaşı diliyle meşrulaştırılmış kalıcı bir ekonomik baskı aracı kazandırabilir.

Bypass hesapları ve gerçek kapasite

Boru hattı yatırımları gerçek ve belirli ölçüde gerekli. Ancak temel matematik değişmedi. Suudi ve BAE bypass hatlarının toplam kapasitesi yaklaşık 6–7 milyon varil seviyesinde bulunuyor. Oysa Hürmüz’den normal koşullarda günlük 17–20 milyon varil petrol geçiyor. Buna LNG, petrokimya ürünleri, gübre ve boru hattıyla taşınması mümkün olmayan sanayi girdileri dahil değil.

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz'de mi bitecek?

Katar’ın ise hiçbir bypass seçeneği bulunmuyor. QatarEnergy, İran füzeleri Ras Laffan tesislerini 18–19 Mart’ta vurmadan haftalar önce, 3 Mart’ta force majeure ilan etti. Yani piyasa, fiziksel yıkımdan önce felci dayattı. Saldırılar Katar LNG ihracat kapasitesinin yüzde 17’sini devre dışı bıraktı, şirket verilerine göre yıllık yaklaşık 20 milyar dolar gelir kaybına neden oldu ve Çin, İtalya, Belçika ile Güney Kore’ye yönelik bazı sözleşmelerde beş yıla kadar uzanan force majeure ilanlarını zorunlu hale getirdi.

İkinci boğaz problemi ise Babülmendep’te ortaya çıkıyor. Hürmüz kapandığında Yenbu, Suudi Arabistan’ın tek ihracat kapısı haline geliyor. Kızıldeniz’in güney girişinde konumlanan Husiler ise ticari deniz trafiğini kesintiye uğratabilecek kapasiteye sahip olduklarını gösterdi.

Bugüne kadar Husiler, 2022 Suudi-Husi yumuşamasını koruyor görünerek dikkatli davrandı. Ancak bu denge altyapıya değil, siyasi uzlaşıya dayanıyor ve Körfez dışındaki gelişmeler nedeniyle kolaylıkla bozulabilir.

Dolayısıyla Suudi Arabistan’ın Hürmüz devre dışı kaldığında güvendiği güzergâh, boru hatlarının değil diplomasinin koruması altında bulunuyor.

Çin’in uyumu ve stratejik sonuçları

Krizin en kritik ama en az tartışılan boyutu Çin’in tutumu oldu. Çin petrol tankerleri, İran’ın oluşturduğu yetki düzeni altında Hürmüz’den geçmeye devam ediyor. Kriz öncesinde Çin’in ham petrol ithalatının yaklaşık yarısı ve LNG ithalatının üçte biri bu boğazdan geçiyordu.

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz'de mi bitecek?

Pekin, PGSA’nın hukuki meşruiyetine ilişkin tartışmanın sanayi ekonomisinin çalışıp çalışmayacağını belirlemesine izin veremezdi. Bu nedenle tankerlerinin hareketini garanti altına aldı ve hukuki tartışmanın onların çevresinde sürmesine göz yumdu.

Aynı zamanda Çin, Rusya’dan kara boru hatlarını hızlandırarak ve petrol ithalatının yüzde 45’ini kara yoluyla sağlama hedefini ilerleterek orta vadeli bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Bu, klasik büyük güç davranışı olarak okunabilir: kısa vadeli kısıtı yönetmek, orta vadeli alternatifi inşa etmek.

Ancak bu uyumun kendisi, İran’ın ihtiyaç duyduğu emsali yaratıyor. Dünyanın en büyük enerji ithalatçılarından birinin fiilen kabul ettiği bir geçiş otoritesi, askerî bir kapanmadan çok daha kalıcı hale gelebilir.

ABD açısından sorun, İran füzelerinden ziyade Washington’un ilan ettiği “ücretsiz ve kısıtsız seyrüsefer” ilkesi ile sahadaki fiili durum arasındaki açığın büyümesidir. Çin tankerleri İran yetkisi altında hareket ederken ve Batılı sigortacılar bunu sorgulamadan kabul ederken, ABD’nin Hürmüz konusundaki inandırıcılığı test ediliyor.

BAE’nin stratejik açmazı

Altyapı tartışmaları, bypass yatırımlarının en aktif aktörü olan BAE’nin karşı karşıya olduğu daha acil riskleri de gölgede bırakıyor. Emirlikler savaşın başlangıcından bu yana 2.800 füze ve İHA saldırısına maruz kaldı, en büyük doğalgaz tesisini yaklaşık iki yıl süreyle kaybetti ve 18 Mayıs’ta Barakah nükleer santrali yakınındaki bir elektrik jeneratörü İHA saldırısıyla vuruldu.

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz'de mi bitecek?

BAE daha önceki saldırılara gizli operasyonlarla karşılık verdi; Fransız Mirage savaş uçakları ve Çin yapımı İHA’larla İran hedeflerini vurduğu iddia edildi.

Washington ise Abu Dabi’yi daha ileri adımlar atmaya teşvik ediyor. Telegraph’a konuşan eski bir Trump dönemi güvenlik yetkilisine göre ABD yetkilileri, BAE’yi İran’ın Lavan Adası’nı ele geçirmeye teşvik etti. ABD’nin açıkladığı 40 milyar dolarlık deniz sigortası programı ise kayda değer koruma sağlayamadı.

Bu tablo, BAE’nin ABD stratejik hedefleri için ileri operasyon üssü konumuna itilmesi riskini gündeme getiriyor. İran’a maruziyeti azaltmak amacıyla bypass hatları inşa ederken aynı anda İran adalarını ele geçirmeye yönlendirilmek tutarlı bir strateji oluşturmuyor. Biri risk azaltmayı, diğeri ise risk artırmayı hedefliyor.

Kalıcı emsal sorunu

2026 Hürmüz krizi, asimetrik baskının küresel ekonomiyi nasıl felç edebildiğine dair önemli bir vaka olarak yıllarca incelenecek. Ancak krizin en kalıcı sonucu askerî değil, kurumsal olabilir.

Geopolitical Futures: Savaş Hürmüz'de mi bitecek?

İran, zayıf bir gücün dünyanın en kritik enerji boğazının yönetimini ABD Donanması’nı yenmeden de değiştirebileceğini gösterdi. Bunu, ticari sistemlerin kapanışı fiilen kendilerinin uygulayacağı ölçüde belirsizlik yaratarak ve ardından bu baskıyı zaman içinde meşruiyet kazanan idari bir yetkiye dönüştürerek yaptı.

Boru hatları bu soruna cevap veremiyor. Daha fazla bypass kapasitesi, Hürmüz’ün taşıdığı yük ile alternatiflerin kapasitesi arasındaki farkı azaltabilir ancak ortadan kaldıramaz. LNG ve sanayi girdileri için çözüm sunmaz ve gayriresmî olarak zaten işleyen bir geçiş otoritesine karşı cevap üretmez.

Dünya 2026 krizine uyum sağlıyor. Ancak belirleyici uyum, Abu Dabi’den Füceyre’ye uzanan yeni boru hatlarında değil; ABD’nin yarım asır boyunca herkesin ortak geçiş alanı olduğunu savunduğu bir boğaz üzerindeki İran kurumsal otoritesinin sessiz biçimde kabullenilmesinde yatıyor.