Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Real Clear World: ABD’nin Körfez’deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

İran savaşı bölgesel güvenlik denklemlerini nasıl yeniden şekillendirdi? ABD’nin Körfez’deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırdı?

İran savaşı bölgesel güvenlik denklemlerini nasıl yeniden şekillendirdi? ABD'nin Körfez'deki

ABD merkezli yayın organlarından Real Clear World’de, ABD-İran savaşı sonrasında Körfez’deki güvenlik dengelerinin ve Washington’ın bölgesel güvenlik şemsiyesinin geleceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

ABD’nin uzun yıllardır Körfez’de oluşturduğu güvenlik mimarisinin İran savaşıyla birlikte ciddi biçimde sorgulanmaya başladığı tespiti yapılan analizde, İran saldırılarının Körfez ülkelerinde nasıl yeni güvenlik kaygıları oluşturduğu ve Washington’la yakın ilişkilerin koruma mı yoksa risk mi ürettiğine dair tartışmalar ele alındı.

Analizde ayrıca; Körfez ülkelerinin ABD’ye olan güvenlik bağımlılığını azaltma arayışları, olası bölgesel savunma iş birliği modelleri ve Washington’ın Orta Doğu’daki güvenlik rolünün geleceğine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

İşte Real Clear World’de yayınlanan analiz:

ABD’nin İran’la yürüttüğü savaş hakkında son dönemde yapılan tartışmaların önemli bir bölümü, iki ülke arasında müzakere edilen olası anlaşmaya ve İran’ın savaş boyunca çöküşe direnebilme kapasitesinin ya da Hürmüz Boğazı üzerindeki uzun vadeli kontrol potansiyelinin savaş sonrası bölgesel güvenlik dinamiklerini ne ölçüde etkileyebileceğine odaklandı.

Real Clear World: ABD'nin Körfez'deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

Ancak İran bu savaştan başlangıçtakinden daha güçlü ya da daha zayıf çıksa da, çatışmanın Orta Doğu’daki güvenlik algısını ve ABD’nin bölgesel müttefiklerinin tehdit değerlendirmelerini değiştirdiği tartışmasız bir gerçek olarak öne çıkıyor.

Son birkaç on yıldır ABD’nin bölgesel ortakları, Amerikan güvenlik şemsiyesi altında varlık gösterdi. Birçok ülke, silah satışları ve İran kaynaklı tehditlere karşı caydırıcılık vaadi karşılığında Amerikan askerlerine ev sahipliği yaptı ya da Washington’ın bölgesel çıkarlarını destekledi. Ancak İran savaşı, Körfez’deki Amerikan ortakları açısından yeni bir soruyu gündeme taşıdı:

Washington’la yakın ilişkiler gerçekten koruma mı sağlıyor, yoksa bu yakınlık misillemeyi davet eden bir unsur mu haline geliyor?

ABD ve İsrail saldırılarına karşılık İran, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar ve BAE dâhil olmak üzere Washington’un bölgesel ortaklarına yaklaşık 6 bin füze ve insansız hava aracı saldırısı gerçekleştirdi.

Doğrudan savaşa katılmaktan büyük ölçüde kaçınan bu ülkeler, buna rağmen İran tarafından ABD’nin savaş çabalarının örtülü destekçileri olarak görüldü. Tahran’ın amacı, ABD’nin ortaklarına maliyet yüklemek, askeri kapasitelere zarar vermek ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının etkisini azami seviyeye çıkarmak için bölgesel enerji üretimini aksatmaktı.

Şemsiyenin gücü ve kırılganlığı

İran’ın ABD’nin bölgesel güvenlik mimarisini zayıflatma çabalarının belirli ölçüde sonuç verdiği görülüyor. Katar Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün ifadesiyle, “Bu savaşın en önemli sonucu, Körfez’de bölgesel güvenlik sistemi anlayışının parçalanması oldu.”

Real Clear World: ABD'nin Körfez'deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

Bununla birlikte Amerikan güvenlik şemsiyesinin tamamen çöktüğünü söylemek de aşırı basitleştirici bir yaklaşım olur. İran savaşı gerçekte bu güvenlik mimarisinin hem gücünü hem de kırılganlığını aynı anda görünür hale getirdi ve Washington’ın Orta Doğu güvenliğindeki gelecekteki rolü konusunda Arap ortaklar arasında ciddi bir belirsizlik yarattı.

Bir taraftan savaş, Amerikan güvenlik şemsiyesinin dayandığı ileri teknoloji silah sistemlerinin dikkat çekici bir vitrini niteliği taşıdı. Patriot hava savunma sistemleri ve THAAD bataryaları, İran saldırılarının yüzde 90’dan fazlasını engelledi. Bu sistemlerin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinde yaygın biçimde kullanılması, İran saldırılarının etkisini önemli ölçüde sınırlandırdı ve 8 Nisan itibarıyla Körfez ülkelerindeki can kaybını 41 ile sınırlı tuttu.

Uzun süredir Amerikan hava savunmaları için ciddi tehdit olarak gösterilen İran’ın sürü İHA kapasitesinin büyük bölümü de etkisiz hale getirildi. Ancak burada önemli bir tartışma ortaya çıktı: ABD, üretimi Amerikan füzelerine kıyasla daha ucuz ve hızlı olan yoğun saldırı dalgalarına karşı hava savunma stoklarını ne kadar hızlı yenileyebilir?

Real Clear World: ABD'nin Körfez'deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

Amerikan sistemlerinin performansı; İran’ın yerli ve Rus yapımı hava savunmalarının hem mevcut savaşta hem de daha önceki 12 Gün Savaşı’nda yaşadığı başarısızlıklarla ve Rusya’nın Ukrayna savaşında hava savunma altyapısını korumakta yaşadığı sorunlarla birlikte değerlendirildiğinde, Washington’la yakın savunma ilişkilerinin sağladığı avantajları açık biçimde ortaya koyuyor. Bunun yanında Amerikan askeri varlığının Arap Körfez ülkeleri arasındaki doğrudan çatışmaları büyük ölçüde caydırmış olması ve rejim istikrarına katkı sunması da mevcut ortaklıkların değerini güçlendiriyor.

Güvenlik maliyeti ve stratejik huzursuzluk

Öte yandan İran’ın ABD ortaklarını doğrudan hedef alabilmiş olması, Amerikan güvenlik şemsiyesinin sınırlarını ve taşıdığı riskleri de gözler önüne serdi.

Real Clear World: ABD'nin Körfez'deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

ABD’nin Arap müttefikleri büyük ölçüde Beyaz Saray’ı İran’a saldırmaması yönünde uyarmıştı. Dahası, birçok Körfez ülkesi ABD-İsrail saldırılarından önceden haberdar edilmedi. Savaşın Körfez ekonomilerine maliyetinin 100 milyar doları aştığı, çatışma uzadıkça bu rakamın yükselmeye devam ettiği belirtiliyor.

Bazı Körfez ülkeleri, Washington’ın İsrail’in güvenlik kaygılarını kendi güvenlik endişelerinin önünde tuttuğunu düşünüyor. Bu algı, gelecekte İsrail ile bir Arap müttefik arasında kriz çıkması durumunda ABD’nin ne ölçüde tarafsız ya da kararlı hareket edeceğine dair soru işaretlerini artırıyor.

Trump yönetiminin öngörülemez niteliği de Orta Doğu’daki Amerikan ortakları açısından ayrı bir sorun oluşturdu. Dış politika önceliklerinde hızlı değişimlerin yaşandığı bir Beyaz Saray’a dayanarak uzun vadeli strateji geliştirmek, bölgesel aktörler açısından giderek daha zor hale geliyor.

Real Clear World: ABD'nin Körfez'deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

Sonuç olarak Körfez ülkeleri, istemedikleri bir ABD-İran çatışmasının sonuçlarıyla yaşamak zorunda kaldı. Bu sonuçların içinde İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili kontrolü de yer alıyor. Üstelik savaş sonrası ortaya çıkacak olası bir anlaşmanın İran’ı savaş öncesinden daha güçlü bırakması ihtimali de göz ardı edilmiyor. Eğer bölgesel devletler, güvenliklerini yeterince etkileyemedikleri ve kendi güvenlik önceliklerini paylaşmadığını düşündükleri bir müttefikin dış politikasına bağımlı hissederse, alternatif güvenlik düzenlemeleri aramaları kaçınılmaz hale gelebilir.

Alternatif arayışları

Bu nedenle Körfez’de ABD ile yapılan savunma sözleşmeleri ve yatırım taahhütlerinden uzaklaşma yönündeki tartışmalar dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, Amerikan ortaklığının uzun vadeli değerine dair soru işaretlerinin güçlendiğine işaret ediyor.

Real Clear World: ABD'nin Körfez'deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

Körfez İşbirliği Konseyi’nin de kendi iç güvenlik iş birliğini derinleştirme arayışına girmesi mümkün görünüyor. Nitekim İsrail’in geçen yıl Doha’ya yönelik saldırısının ardından Ortak Savunma Konseyi; istihbarat paylaşımını artırma, erken uyarı sistemlerini hızlandırma ve ortak askeri tatbikatları geliştirme kararı almıştı.

Eğer Körfez ülkeleri ABD’nin artık güvenlik garantisi sunamayacağına kanaat getirirse, NATO benzeri daha kurumsal bir bölgesel ittifak fikri gündeme gelebilir. Ancak bunun önünde ciddi engeller bulunuyor. 2017-2021 Katar ablukası ve BAE’nin OPEC’ten ayrılması sonrasında daha görünür hale gelen Suudi Arabistan-BAE rekabeti, Körfez içi jeopolitik gerilimlerin hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.

Buna ek olarak Körfez ülkeleri, daha resmi bir güvenlik paktının İsrail tarafından tehdit olarak algılanıp algılanmayacağını da hesaba katmak zorunda kalacaktır. Böyle bir senaryo, güvenliği artırmak yerine Körfez’deki gerilimi daha da tırmandırabilir.

Kısa vadeli bağımlılık, uzun vadeli hesap

ABD’nin güvenlik şemsiyesinden uzaklaşma kararı alınsa bile, Körfez ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini Amerikan desteğinin yokluğunu telafi edecek seviyeye çıkarması zaman alacaktır. Bu nedenle bazı Körfez ülkeleri, uzun vadede bağımlılığı azaltmayı hedefleseler dahi kısa vadede Washington’la daha derin savunma ilişkileri kurmayı tercih edebilir.

Real Clear World: ABD'nin Körfez'deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

Bunun en dikkat çekici örneği Katar oldu. ABD’nin, İsrail’in Eylül 2025’te Doha’ya düzenlediği saldırı öncesinde Katar’ı bilgilendirememesi ilişkilerde ciddi kırılma yarattı. Washington ise bu ilişkiyi korumak amacıyla Katar’a açık bir güvenlik garantisi verdi ve böylece Katar, bu tür bir güvence alan ilk Arap müttefik haline geldi. Ayrıca El-Udeyd Üssü’nde açılan yeni hava ve füze savunma koordinasyon merkezi de Katar’ın Amerikan güvenlik ekseninde kalmasını sağladı.

Washington’ın benzer garantileri tüm ortaklarına yayması beklenmese de, bazı Arap devletlerinin ABD ile daha derin savunma ilişkileri araması şaşırtıcı olmayacaktır. Amerikan güvenlik şemsiyesi altında kalmayı tercih eden ülkeler İran savaşını bu bağı daha da güçlendirmek için fırsat olarak görebilirken, bazıları ise yerli savunma kapasitesini geliştirmek adına geçici Amerikan korumasını tercih edebilir.

Bölgesel ikilem

ABD-İran savaşı, Amerikan güvenlik şemsiyesine yönelik bölgesel algıyı ciddi biçimde sarstı ancak onu tamamen ortadan kaldırmadı. Orta Doğu liderleri artık bir ikilemle karşı karşıya bulunuyor.

Real Clear World: ABD'nin Körfez'deki güvenlik şemsiyesi nasıl ortadan kaldırıldı?

Bir tarafta Amerikan savunma teknolojilerinin sunduğu üstün askeri kapasite ve Körfez içi gerilimleri dengeleme potansiyeli, diğer tarafta ise giderek daha öngörülemez görülen bir müttefike bağımlı olmanın riskleri.

Washington’ın Arap ortaklarının bu dengeyi nasıl kuracağı, önümüzdeki on yıllar boyunca Orta Doğu güvenlik mimarisinin şekillenmesinde belirleyici rol oynayabilir.