Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

BM için reform, artık bir seçenek değil varlığını sürdürebilmesinin ön şartı haline geldi! Peki BM yapısının tamamen işlevsiz hale gelmemesi için neler yapılmalı?

BM için reform, artık bir seçenek değil varlığını sürdürebilmesinin ön

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Stimson Center’da Birleşmiş Milletler’in, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan yapısıyla günümüzün çok kutuplu kriz ortamının karşılaştırıldığı e yapının geleceğine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.

BM’nin özellikle Güvenlik Konseyi üzerinden giderek işlevsiz hale geldiğine dikkat çekilen analizde, veto mekanizmasının kurumu küresel bir güvenlik platformu olmaktan çıkararak büyük güç rekabetinin alanına dönüştürdüğü tespiti öne çıkarıldı.

Analizde ayrıca, Ukrayna’dan Gazze’ye uzanan kriz hattında BM’nin etkisizliğinin belirginleştiği, uluslararası hukuk ilkelerinin ise büyük güçler tarafından seçici biçimde uygulandığı ifade edildi. Bu durumun, örgütün meşruiyetini aşındırdığı vurgulandı.

İşte Stimson Center’de yayınlanan analiz:

Birleşmiş Milletler (BM), 1945 yılında gelecek nesilleri savaş felaketinden koruma yönündeki ciddi vaatle kuruldu. İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımından doğan BM; kolektif güvenliğin, uluslararası hukukun ve egemen devletler arasında barışçıl bir arada yaşamanın koruyucusu olarak tasarlanmıştı.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

Ancak yaklaşık seksen yıl sonra dünya sert bir gerçekle karşı karşıya: BM, özellikle de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), kuruluş misyonunu yerine getirmekte giderek daha fazla zorlanıyor.

Veto gücü ve sistemin kilitlenmesi

Küresel çatışmalar Ukrayna’dan Gazze’ye, Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar kesintisiz biçimde sürüyor ve bu durum uluslararası sistemin felce uğramış yapısını gözler önüne seriyor. Bu işlevsizliğin temel nedeni ise BMGK’nın beş daimi üyesine — ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa’ya — tanınan “veto gücü” olarak öne çıkıyor.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

1945’in jeopolitik gerçeklikleri içinde şekillenen bu mekanizma, Güvenlik Konseyi’ni küresel barış kurumu olmaktan çıkarıp büyük güç rekabetinin sahasına dönüştürmüş durumda.

Bugün dünya liderleri, diplomatlar, eski BM yetkilileri ve uluslararası gözlemcilerden oluşan geniş bir çevre, BM’nin kozmetik düzenlemelere değil, kapsamlı ve yapısal bir dönüşüme ihtiyaç duyduğu görüşünde birleşiyor.

BM şartı ve günümüz gerçekliği

BM Şartı’nın 2(4). maddesi, üye devletlerin herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanma tehdidinden veya fiili güç kullanımından kaçınmasını açık biçimde öngörüyor. 2(7). madde ise egemen devletlerin iç işlerine müdahaleyi yasaklıyor. Uluslararası Adalet Divanı’nın 1980’lerde Nikaragua davasında ABD aleyhine verdiği kritik karar da müdahale etmeme ve egemenlik ilkelerini uluslararası düzenin temel sütunları olarak teyit etmişti.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

Ancak bu ilkeler giderek seçici biçimde uygulanıyor görüntüsü veriyor. Büyük güçler, stratejik çıkarlarının söz konusu olduğu durumlarda uluslararası hukuku sıklıkla bypass ediyor. Askerî müdahaleler, rejim değiştirme girişimleri, yaptırımlar ve vekâlet savaşları yeni norm haline gelmiş durumda.

BM’nin otoritesi de bu nedenle aşınıyor; çünkü yaptırım ve uygulama kapasitesi büyük ölçüde daimi beşlinin siyasi iradesine bağlı bulunuyor. Oysa bu aktörlerin bir kısmı bizzat küresel çatışmaların tarafı konumunda.

Ukrayna savaşı, Moskova’nın veto yetkisi nedeniyle BMGK’nın Rusya’ya karşı etkili adım atamadığını ortaya koydu. Benzer şekilde ABD vetoları, Gazze ve İsrail askerî operasyonları konusunda bağlayıcı kararların önünü kapattı. Böylece Güvenlik Konseyi jeopolitik rekabetin rehinesi haline geldi.

BM Genel Sekreteri António Guterres de New York’taki 79. BM Genel Kurulu kapsamında düzenlenen “Gelecek Zirvesi”nde bu kurumsal başarısızlığı açık biçimde kabul etti. Guterres, BM’nin savaşları durduramamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, uluslararası hukuku ihlal eden devletlerin cezasız kalmasını eleştirdi. Daha önce Nisan 2022’de de Güvenlik Konseyi’nin Ukrayna savaşını önlemek ve sona erdirmek için “elindeki tüm imkânları kullanmakta başarısız olduğunu” söylemişti.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

Bu açıklamalar, BM’nin en güçlü organının yapısal olarak çağdaş krizleri yönetme kapasitesinden yoksun olduğu yönündeki kanaatin giderek güçlendiğini gösteriyor.

Güvenlik konseyi felcine karşı yükselen sesler

130’dan fazla devlet ve hükümet başkanının katıldığı “Gelecek Zirvesi”, BM sistemine yönelik eleştirilerin alışılmadık derecede sertleştiği bir platform oldu.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, BM’yi “felç olmuş” bir yapı olarak tanımlayarak liderlerin çatışmalar büyürken yalnızca “kendi etrafında döndüğünü” söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise uzun süredir dile getirdiği “Dünya beşten büyüktür” vurgusunu yineleyerek küresel barışın yalnızca beş ayrıcalıklı ülkenin insafına bırakılamayacağını ifade etti.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?
Ürdün Kralı II. Abdullah, BM’nin meşruiyetini ve ahlaki otoritesini tehdit eden bir krizle karşı karşıya olduğunu belirtti. Uluslararası hukukun seçici uygulandığı ve güçlü devletlerin adaletin üzerinde hareket ettiği yönündeki algının giderek yayıldığını söyledi. Bu görüşler, özellikle gelişmekte olan ülkeler ve Küresel Güney’deki yaygın rahatsızlığı yansıtıyordu.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi BM reformlarının aciliyetini vurgularken, insanlığın geleceğinin çatışmadan değil iş birliğinden geçtiğini ifade etti. Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ise Güvenlik Konseyi yapısını “eskimiş ve dışlayıcı” olarak nitelendirerek Afrika ile gelişmekte olan ülkeler için daha güçlü temsil talebinde bulundu.

Batı ile yakın ilişkileri bulunan Avustralya ve İtalya gibi ülkelerin liderleri dahi kurumsal reform çağrısı yaptı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron mevcut sistemi “eksik ve adaletsiz” olarak tanımlayarak kalabalık nüfuslara sahip ülkelerin yeterince temsil edilmediğini kabul etti.

En sert çıkışlardan biri ise Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’den geldi. Zelenski, doğrudan BMGK’ya hitap ederek “BM’yi kapatmaya hazır mısınız? Uluslararası hukukun zamanı geçti mi?” sorularını yöneltti.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

Buna karşılık ABD Başkanı Joe Biden mevcut sistemi savunan az sayıdaki lider arasında yer aldı ve sistemin “işlediğini” ileri sürdü. Ancak bu iyimser yaklaşım, küresel ölçekte hâkim olan memnuniyetsizlikten oldukça kopuk görünmektedir.

Veto sistemi ve temsil sorunu

Veto sistemi başlangıçta büyük güçlerin savaş sonrası uluslararası düzene bağlı kalmasını sağlamak amacıyla tasarlanmıştı. BM’nin kurucuları, büyük devletlerin onaylamadığı bir küresel düzenin sürdürülebilir olmayacağına inanıyordu. Ancak güvence olarak tasarlanan bu mekanizma zamanla barışın önündeki en büyük engellerden birine dönüştü.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

Veto, uluslararası mutabakat bulunsa dahi daimi üyelerden herhangi birine kararları durdurma yetkisi tanıyor. Sonuç olarak insani müdahaleler, ateşkes çağrıları, yaptırımlar ve barış gücü kararları çoğu zaman jeopolitik hesaplar nedeniyle askıda kalıyor.

Rusya Ukrayna ile ilgili kararları engelliyor. ABD, İsrail’i eleştiren tasarıları veto ediyor. Çin ise Tayvan ya da stratejik ortaklarıyla ilgili başlıklarda nüfuzunu kullanıyor. Böylece BMGK, kolektif güvenlik mekanizmasından çok stratejik rekabet arenasına benzemeye başlıyor.

Bu dengesizlik, gelişmekte olan ülkeler nezdinde BM’nin güvenilirliğini de zedeliyor. Afrika, Latin Amerika ve Asya’nın büyük bölümü, dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturmalarına rağmen karar mekanizmalarında ciddi biçimde eksik temsil ediliyor.

Gerçeklik nettir: 1945’in güç dağılımı, çok kutuplu 21. yüzyılı yönetmekte yetersiz kalmaktadır.

Reform zorunluluğu ve öneriler

Yakın dönemde kabul edilen “Gelecek Paktı”, barış ve güvenlikten iklim krizine, dijital iş birliğinden yönetişime kadar pek çok reform ihtiyacını kabul etti. Ancak metin, bağlayıcı mekanizmalardan ve somut kurumsal dönüşümden yoksun kalıyor.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

İlk olarak BMGK’nın daimi üyelik yapısının genişletilmesi gerektiği savunuluyor. Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Japonya gibi yükselen güçlerin yanı sıra Afrika ve Latin Amerika’yı temsil edecek yeni üyelerin sisteme dahil edilmesi gerektiği belirtiliyor. Bir milyardan fazla Afrikalıyı ya da 1,4 milyarlık Hindistan nüfusunu dışlayan bir Güvenlik Konseyi’nin demokratik meşruiyeti sorgulanıyor.

Daha kritik başlık ise veto sisteminin dönüştürülmesi. Tek bir ülkenin uluslararası karar alma sürecini kilitleyebilmesi, reform tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Çoğunluk esasına dayalı yeni mekanizmalar öneriliyor. Çünkü veto değişmeden diğer reformların yüzeysel kalacağı düşünülüyor.

Çin de Mayıs 2026’da BMGK dönem başkanlığı sırasında “BM Şartı’nın Amaç ve İlkelerinin Korunması ve BM Merkezli Uluslararası Sistemin Güçlendirilmesi” başlıklı yüksek düzeyli toplantı düzenledi. Yüzü aşkın ülkenin katıldığı toplantıda Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, “beş canlandırıcı reform” önerisi sundu.

Bu reformlar; BM Şartı’nın daha güçlü liderlik sergilemesi, Güvenlik Konseyi’nin daha etkin hareket kabiliyeti kazanması, küresel kalkınma iş birliğinin seferberlik kapasitesinin artırılması, küresel yönetişim platformlarının uygulama gücünün yükseltilmesi ve BM sisteminin genel etkinliğinin geliştirilmesi başlıklarından oluşuyordu.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

Çin, artan tek taraflılığın ve uluslararası hukuktaki aşınmanın dünya barışını tehdit ettiğini savundu. Wang Yi, dünyanın “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en karmaşık ve derin dönüşüm dönemini” yaşadığını ifade ederek hiçbir ülkenin uluslararası hukukun üzerinde olamayacağını söyledi.

Bu öneriler özellikle Küresel Güney ülkelerinde destek buldu.

Ancak analiz, Çin’in çok taraflılığı savunmasına rağmen mevcut veto sisteminden faydalanmaya devam ettiğini ve BMGK’yı zaman zaman stratejik çıkarları doğrultusunda kullandığını da vurguluyor. Dolayısıyla gerçek reform, daimi üyelerin kendi ayrıcalıklarından taviz vermesini gerektiriyor; bu ise tarihsel olarak en zor başlıklardan biri olmaya devam ediyor.

Küresel yönetişimin geleceği

BM’nin karşı karşıya olduğu kriz özünde bir güvenilirlik krizidir. Savaşları önlemek amacıyla kurulan bir kurum, bunu tekrar tekrar başaramıyorsa meşruiyet sorunu kaçınılmaz hale gelir.

Bugün dünya; silahlı çatışmalar, iklim değişikliği, siber savaşlar, terörizm, salgınlar, gıda güvensizliği ve enerji krizleri gibi iç içe geçmiş tehditlerle mücadele ediyor.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

Hürmüz Boğazı krizi gibi gelişmeler de enerji güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Bu sorunların hiçbiri tek taraflı politikalarla çözülebilecek nitelikte değil.

Ancak uluslararası kurumlara duyulan güven giderek azalıyor. Çifte standartlar, seçici ahlak anlayışı ve siyasi ikiyüzlülük algısı yaygınlaşıyor. Uluslararası hukuk güçlü ve zayıf devletlere farklı biçimde uygulanıyorsa, sistemin bütünü meşruiyet kaybına uğruyor.

BM hâlâ vazgeçilmezdir. Çünkü küresel ölçekte benzer meşruiyet ve katılıma sahip alternatif bir kurum bulunmamaktadır. Ancak varlığını sürdürebilmesi dönüşmesine bağlıdır.

21 yüzyıl, daha demokratik, daha temsil edici, daha şeffaf ve daha hesap verebilir bir Birleşmiş Milletler talep ediyor. Veto gücü zayıflatılmalı ya da tamamen kaldırılmalıdır. Dünya, savaşları izlemekle yetinen ve prosedürel kilitlenmeler nedeniyle hareketsiz kalan bir uluslararası kurumu artık taşıyamıyor.

Stimson Center: Birleşmiş Milletler yapısı tamamen işlevsiz hale mi geldi?

Birleşmiş Milletler insanlığı yeni felaketlerden korumak amacıyla kuruldu. Bu misyonu sürdürebilmesi için beş ayrıcalıklı gücün dar çıkarlarının ötesine geçmesi gerekiyor.

Aksi halde BM, barışı tesis edemeyen, adaleti koruyamayan ve devletlere güven veremeyen sembolik bir yapıya dönüşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Reform artık bir seçenek değil; sistemin varlığını sürdürebilmesinin ön şartı olarak görülüyor.