Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

Enerji koridorları, ticaret yolları, teknoloji transferleri, yeni müttefiklikler. Eski düzenin yıkıntıları arasında yeni bir Avrasya Paktı mı şekilleniyor?

Enerji koridorları, ticaret yolları, teknoloji transferleri, yeni müttefiklikler. Eski düzenin

ABD merkezli yayın organlarından Geopolitical Monitor’de, Çin ile Rusya arasında giderek derinleşen stratejik yakınlaşmanın küresel güç dengelerine etkilerinin ve Avrasya merkezli yeni bir jeopolitik düzen arayışının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

Çin-Rusya ilişkilerinin artık yalnızca Washington karşıtlığına dayalı taktik bir iş birliği olmaktan çıkarak, Amerikan liderliğindeki uluslararası düzene alternatif oluşturabilecek daha kapsamlı bir stratejik mimariye dönüştüğü belirtilen analizde, enerji koridorları, teknoloji ortaklıkları ve finansal iş birlikleri üzerinden şekillenen yeni Avrasya ekseninin dikkatle takip edilmesi gerektiği vurgulandı.

Analizde ayrıca; Moskova ile Pekin arasındaki ilişkinin eşitler arası bir ittifaktan ziyade belirgin bir asimetri taşıdığı, Rusya’nın giderek Çin’e daha bağımlı hale gelmesine rağmen iki ülke arasındaki yakınlaşmanın Batı açısından oluşturduğu stratejik meydan okumayı azaltmadığı, aksine yeni ve daha esnek bir anti-hegemonik düzenin temellerini güçlendirdiği kaydedildi.

İşte Geopolitical Monitor’de yayınlanan analiz:

Tarih, yeni bir jeopolitik dönemin doğuşunu her zaman bir anlaşma ya da askeri geçit töreniyle ilan etmez.

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

Daha çoğu zaman bu dönüşüm, donmuş toprakların altına gömülen boru hatlarında, ihtilaflı göklerin üzerinde süzülen uydu ağlarında ve artık New York ya da Londra üzerinden geçmeyen para transferlerinde sessizce şekillenir. Çin ile Rusya arasında derinleşen yakınlaşma da tam olarak böyle bir ana benzemeye başlamıştır.

Bu henüz resmî bir ittifak değildir; ancak belki de daha sonuç alıcı bir gelişmedir: Amerikan üstünlüğünün ötesine geçmeyi hedefleyen bir Avrasya stratejik alanının kademeli biçimde inşa edilmesi.

Bu dönüşümü özellikle sarsıcı kılan unsur, “çok kutuplu dünya” söyleminin teatral tonu değil, bu süreci yönlendiren soğukkanlı stratejik mantıktır. Moskova ve Pekin artık yalnızca Washington’a yönelik ortak rahatsızlıkları nedeniyle iş birliği yapmıyor. Her iki liderlik de liberal uluslararası düzenin kendi stratejik hedeflerini karşılayamayacak ölçüde yapısal sınırlarla malul olduğuna giderek daha fazla inanıyor.

Taraflardan biri yeniden eski statüsüne kavuşmayı, diğeri ise yükselişini kurumsallaştırmayı amaçlıyor. Birlikte hareket ederek küresel gücün deniz hâkimiyeti yerine kıtasal dayanıklılık etrafında yeniden örgütlenip örgütlenemeyeceğini sınamaya çalışıyorlar.

Enerji koridorları ve gücün yeni coğrafyası

Şi Cinping ile Vladimir Putin zirvelerinin sembolik görüntüleri, arka plandaki daha sert gerçekliği çoğu zaman perdelemektedir. Rusya’nın Ukrayna savaşı ve sonrasında gelen Batı yaptırımları, zaten başlamış olan jeopolitik dönüşümü ciddi biçimde hızlandırdı.

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

2025 itibarıyla Rusya’nın Avrupa’ya yönelik boru hattı gaz ihracatı, savaş öncesi seviyelere kıyasla yüzde 44 oranında geriledi. Bir dönem Moskova’nın enerji stratejisinin en değerli unsuru olan Avrupa’nın yerini giderek Asya alıyor. Rus devletinin ekonomik ve stratejik ağırlık merkezi tarihî bir hızla doğuya kayıyor.

Önerilen Sibirya’nın Gücü II (Power of Siberia II) boru hattı, bu dönüşümü diplomatik açıklamalardan çok daha açık biçimde temsil ediyor. Yaklaşık 2.600 kilometrelik güzergâh boyunca Moğolistan üzerinden uzanacak proje, Rusya’nın Yamal sahalarından kuzey Çin’e yılda 50 milyar metreküpe kadar doğal gaz taşımayı hedefliyor.

CSIS değerlendirmelerine göre Rusya’nın 2030 itibarıyla Çin’e yıllık 100 milyar metreküpün üzerinde gaz ihraç etmesi mümkün olabilir. Bu rakamlar yalnızca ticari veriler değildir; aynı zamanda Avrasya’nın jeopolitik haritasının yeniden çizilmesini ifade etmektedir.

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

Pekin açısından bu boru hattı yalnızca enerji meselesi değildir. Çinli stratejistler uzun süredir “Malakka açmazı” olarak bilinen soruna dikkat çekmektedir.

Buna göre Çin’in deniz ticaret yolları, ABD Donanması’nın etkili olabileceği boğaz ve geçiş noktalarına bağımlıdır. Rusya’dan kara üzerinden gelecek enerji hatları, deniz kaynaklı baskı riskini azaltmaktadır. Pekin’in stratejik tahayyülünde, Sibirya boyunca uzanan her kilometrelik çelik boru hattı deniz gücünün zorlayıcı etkisini zayıflatmaktadır.

Asimetri üzerine kurulu ortaklık

Bununla birlikte Çin-Rusya ilişkileri eşitler arasında kurulmuş bir ortaklık değildir. İlişkinin temel paradoksu da burada yatmaktadır. Rusya, geçmişte liderliğini hayal ettiği Avrasya düzeninde giderek daha fazla küçük ortak görünümüne bürünmektedir. Pekin bunun tamamen farkındadır. Çin ekonomisi Rusya’dan yaklaşık on kat büyüktür.

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

Çin’in Avrupa Birliği ve ABD ile ticareti hâlâ Moskova ile olan ekonomik ilişkilerinin çok üzerindedir.

Kremlin Çin finansmanına, yarı iletkenlere, sanayi girdilerine ve ihracat pazarlarına acil ihtiyaç duyarken; Pekin alternatiflere sahip olmaya devam etmektedir. Boru hattı müzakerelerinde Çinli yetkililerin Rus iç piyasa fiyatlarını talep ettiği yönündeki iddialar, Sovyet döneminde tahayyül edilmesi dahi güç bir tabloyu yansıtmaktadır.

Moskova’daki duygusal alt akımı göz ardı etmek mümkün değildir. Bir dönem Washington’a küresel üstünlük mücadelesinde meydan okuyan bir medeniyet, şimdi yavaş yavaş Pekin’e bağımlılığı kabullenmektedir. “Sınırsız dostluk” yönündeki törensel açıklamaların altında daha sert bir gerçeklik yatıyor.

Rusya’nın Çin’e ihtiyacı, Çin’in Rusya’ya duyduğundan çok daha fazladır.

Ancak bu bağımlılık, yakınlaşmanın stratejik riskini azaltmamaktadır; aksine artırıyor olabilir.

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

Ortaya çıkan yapı klasik Soğuk Savaş bloklarından ziyade esnek bir anti-hegemonik ekosistemi andırmaktadır. Bu ortaklık, NATO benzeri ittifakların katı yükümlülüklerinden özellikle kaçındığı için güç kazanmaktadır. Çinli yetkililer resmî bir askerî pakt olmayacağını vurgulamayı sürdürürken, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu da ilişkinin “bir askerî blok oluşturmadığını” ifade etmiştir. Bu belirsizlik bilinçli bir tercihtir. Resmî ittifaklar sorumluluk ve yük doğurur; stratejik muğlaklık ise hareket alanı sağlar.

Bunun yerine Pekin ve Moskova, mevcut düzenin altında alternatif yapılar inşa etmektedir. Ticaret giderek dolar yerine yuan ve ruble üzerinden yürütülüyor. BRICS genişlemesi, Batı finansal üstünlüğüne karşı diplomatik bir araç niteliği kazanmaktadır. Şanghay İşbirliği Örgütü ise bölgesel güvenlik forumu olmanın ötesine geçerek Batı sonrası koordinasyonun daha geniş siyasi platformuna dönüşmektedir.

Çift kullanımlı Avrasya teknoloji alanının yükselişi

Bir dönem sembolik görülen bu yakınlaşma artık kurumsal ağırlık taşımaktadır. Teknolojik boyut ise boru hatlarından ya da bankacılık sistemlerinden bile daha sonuç alıcı olabilir.

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

ABD’deki politika yapıcılar Çin-Rusya iş birliğini çoğu zaman Ukrayna veya Tayvan perspektifinden okumaktadır. Ancak bu yaklaşım, daha geniş stratejik dönüşümü gözden kaçırma riski taşıyor: Batı üstünlüğünü eşzamanlı olarak birçok alanda aşındırmayı hedefleyen tamamlayıcı teknolojik kapasitelerin kademeli birleşmesi.

Çin; üretim ölçeği, yapay zekâ ekosistemleri, gelişmiş telekomünikasyon altyapısı ve uydu üretim kapasitesi sunuyor. Rusya ise füze mühendisliği, nükleer tahrik, elektronik harp ve stratejik silah sistemlerinde onlarca yıllık uzmanlığa sahip. Birlikte, bazı analistlerin giderek daha sık “çift kullanımlı Avrasya teknoloji mimarisi” olarak tanımladığı yapıyı inşa ediyorlar.

Washington’un önerdiği “Golden Dome” füze savunma girişimine verilen tepki, bu yakınlaşmayı dikkat çekici açıklıkla ortaya koydu. Hem Pekin hem Moskova projeyi istikrarsızlaştırıcı ve stratejik dengeye aykırı olarak nitelendirdi.

CSIS değerlendirmeleri, iki ülkenin de Amerikan füze savunma mimarisini birebir kopyalamayı hedeflemediğini; bunun yerine sistemleri işlevsiz kılacak asimetrik karşı tedbirlere yöneldiğini göstermektedir.

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

Bu strateji sahada zaten görünür hale gelmiştir. Rusya, Avangard, Poseidon ve Burevestnik gibi hipersonik sistemlere yoğun yatırım yapmayı sürdürmektedir. Çin ise hipersonik süzülme araçları testlerini hızla artırırken gelişmiş anti-uydu kabiliyetleri geliştirmektedir. Yapay zeka destekli askeri sistemler ve uzay altyapısındaki iş birlikleriyle birleştiğinde, ortaya Amerikan caydırıcılık modellerine yönelik çok katmanlı bir meydan okuma çıkmaktadır.

Bu gelişmenin önemi askerî rekabetin çok ötesine uzanıyor. Teknolojik standartlar üzerindeki kontrol, giderek jeopolitik etkinin kendisini belirlemektedir. Huawei’nin Rus yapay zekâ ekosistemlerindeki rolü, ortak havacılık-uzay projeleri, koordineli araştırma girişimleri ve paylaşılan uydu hedefleri; Batı sistemlerine bağımlı olmayan alternatif bir yenilik alanının doğuşuna işaret ediyor.

Sonuç

Sonuç yalnızca askerî dengeleme değildir; aynı zamanda sistemik bir yalıtım sürecidir. Soğuk Savaş sonrası dönemin temel varsayımlarından biri olan “ekonomik entegrasyonun yükselen güçleri zamanla liberal düzene entegre edeceği” düşüncesi sessizce çökmektedir.

Geopolitical Monitor: Eski düzenin yıkıntıları arasında bir Avrasya Paktı şekilleniyor!

Bunun yerine tersine bir dinamik ortaya çıkmıştır. Entegrasyon, revizyonist güçlerin sistemi içeriden sorgulayıp meydan okuyabilecek kaynakları biriktirmesine imkân sağlamıştır.